tualimforum.com  

Geri git   tualimforum.com > KÜLTÜR VE SANAT > Biyografiler > Diger Ünlülerin Biyografileri
amp;markreadhash=guest" rel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul etrel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Diger Ünlülerin Biyografileri Gazetecilerin biyografisi,Radyocuların biyografisi,Bestecilerin biyografisi,İllizyonistlerin biyografisi,Televizyoncuların biyografisi,Akademisyenlerin biyografisi,Tarihteki önemli kişiliklerin biyografisi.Mankenlerin biyografisi,Modellerin biyografisi,Dizi oyuncularının biyografisi,Kategorisi olmayan biyografiler...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Şa'ban-ı Veli (Rahmetullahi Aleyh) Hayatı-Şa'ban-ı Veli (Rahmetullahi Aleyh) Yaşamı
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
852

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 16.08.09, 16:30   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Moderator
 
Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 9.281
Konular: 7118
Puan Grafiği
Rep Puanı:10540
Rep Gücü:128
RD:Kartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond reputeKartal has a reputation beyond repute
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 2.015
642 Mesajına 953 Kere Teşekkür Edlidi
:
Arrow Şa'ban-ı Veli (Rahmetullahi Aleyh) Hayatı-Şa'ban-ı Veli (Rahmetullahi Aleyh) Yaşamı

Şa'ban-ı Veli (Rahmetullahi Aleyh) Hayatı-Şa'ban-ı Veli (Rahmetullahi Aleyh) Yaşamı

Asr-ı Saâdetten günümüze kadar, İslâm coğrafyasının her tarafında, Fâs’tan Hindistân’a; Macaristân ve Balkanlar’dan Orta Asyâ ve Çin’e; Kırım ve Kazân’dan Afrikâ’ya ve Yemen’e kadar “Evliyâ” grubuna giren pek çok İslâm büyüğü gelip geçmiştir.
İslâm dünyâsında eskiden beri, başta Sevgili Peygamberimiz ve Eshâb-ı Kirâmı olmak üzere bütün âlim ve velîlerin kabirleri ziyâret edilmiş, rûhâniyetlerinden istifâde edilmiş, herkes onları vesîle ederek, Allahü teâlâya yalvarmış, onların hâtırları için duâlarının kabûlü için niyâzda bulunmuştur.

Anadolu’da da bunlardan bol miktarda yaşayanlar olmuştur. Bazı şehirler o âlim ve velîlerle âdetâ özdeşleşmiştir; o şehirlerden birisi anılsa, o büyük zâtlar hâtıra gelir. Meselâ Konya denilince, Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, hocaları Şems-i Tebrîzî ve Sadreddîn-i Konevî’yi hâtırlamamak mümkün değildir. Tabîî ki bütün vilâyetlerimizde meşhûr olan ulemâ ve evliyâyı tek tek sayabiliriz.

Kastamonu deyince de hemen hâtıra Şeyh Şa’bân-ı Velî gelmektedir. Bütün bu “Allah Dostları”, aynı kaynaktan fışkıran nûrları, olduğu gibi gösteren aynalardır. Hangisine baksak hepsinde aynı nûru görürüz.

İlim Tahsili
Onaltıncı yüzyıl Osmanlı âlim ve velîlerinden olan Şa’bân-ı Velî, Kastamonu vilâyetinin Taşköprü kazâsında doğdu. Doğum târihi kesin olarak belli değildir. Küçük yaşlarda İstanbul’a giderek; âlet ilimlerinin yanı sıra dîn ilimlerinden tefsîr, hadîs ve fıkıh ilimlerini de öğrendi. Zâhirî ilimlerde yetişmiş bir âlim olarak Kastamonu’ya dönerken, Bolu’da tasavvuf mütehassıslarından Hayreddîn-i Tokâdî hazretlerine uğradı.

Tasavvufta üstâd ve Halvetî yolunun büyüklerinden olan Hayreddîn-i Tokâdî, kendisini ziyâret eden bu kâbiliyetli talebeyi bir müddet memleketine göndermeyip yanında bıraktı. Şa’bân-ı Velî, senelerce Hayreddîn-i Tokâdî’ye hizmet etmekle şereflenip, teveccühlerine kavuştu. Hocasının himmeti bereketiyle kısa zamanda yetişerek, tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu.

Hocasının 1535(h. 941)’de vefâtından sonra da onun halîfesi oldu.

İrşad Çalışmaları
Şa’bân-ı Velî, Kastamonu’ya giderek, halkı irşâda, yetiştirmeye başladı. Uzun yıllar bu vazîfeyi yaptı.

Şeyh Şa’bân-ı Velî (rahmetullahi aleyh) de diğer evliyâ gibi, zamânının bir dakîkasının bile boşa geçmemesi için uğraşır, vaktini ibâdetle ve insanlara faydalı olmakla geçirirdi. Takvâ ve verâ ehli idi, dünyâya hiç meyletmezdi. Harâmlardan şiddetle kaçar, hattâ şüpheli korkusu ile mubâhların bile fazlasını terk ederdi.

Şa’bân-ı Velî (kuddise sirruh), halkın arasında Hakk’ı anardı. Görünüşte insanlar arasında bulunurdu; fakat kalbi ile hep Allahü teâlâyı hâtırlar, hakîkî sâhibinden bir ân dahî gâfil olmazdı; yaptığı duâlar, kabûl olurdu.

Dîn-i İslâmı yaymak, Ehl-i Sünnet i’tikâdını herkese anlatmakla vaktini değerlendirirdi. Kendisine sığınanları boş çevirmezdi. Dînin emirlerini yapmayan ve yasaklarından kaçınmayanlara ziyâdesiyle nasîhat eder, onların Cehennem’de yanmaması için elinden gelen gayreti gösterirdi.

Getirilen hediyeleri kabûl eder, ama kendisi zâhiren çok fakîr olduğu halde, hepsini muhtâçlara, yetîmlere dağıtırdı.
Ömer Fuâdî isminde bir sevdiği şöyle anlatır:
“Teyzemin başı çok ağrıyordu. Bu baş ağrısı için gitmedik doktor, içmedik ilâç bırakmadık. Kimden ne ilâç duyarsak onu deniyorduk. Fakat netîce hiç değişmiyordu. Bir gün Şa’bân-ı Velî’ye gittik, durumu anlattıktan sonra duâ istedik. “Kur’ân-ı kerîmin her harfinde bin derde bin devâ vardır. Ondan şifâ aramayan şifâya kavuşamaz” buyurdu ve bir Fâtiha-i şerîfe okudu. Oradan ayrıldık, eve gelirken teyzeme ağrısını sorduğumda; “Elhamdülillah hiçbir ağrı ve sızı kalmadı” diyerek Şa’bân-ı Velî’ye duâ etti.”

Şa'ban-ı Veli'nin Vefatı
Şeyh Şa’bân-ı Velî, 1568 (h. 976) senesinde hastalandı. Hastalığının son günlerinde talebelerini başına toplayarak, ayrı ayrı nasîhatlerde bulundu; her biriyle helâllaştı ve vedâlaştı. Son nefesinde “Kelime-i şehâdet” getirerek vefât eyledi. Kastamonu’nun Hisâraltı civârındaki türbesine defnedildi.
Vefâtı için şu mısrayı târih düşürdüler:
“Eyledi Şa’bân Efendi azm-i dildâr-ı cân”
Türbesindeki kitâbede de şu beyit yazılıdır:
“Sarıl gel, dâmen-i ihsânına sen Şeyh Şa’bân’ın,
Harâbından geçip ma’mûr u âbâd olmak istersen.”

Talebesinden Mehmed Efendi, hocası hakkında şunları anlatmıştır:
“Şa’bân-ı Velî hazretlerinin talebesi olmakla şereflendiğim sıralarda, onun pekçok kerâmetlerini gördüm, birçok hâllerine şâhid oldum.
Horasan evliyâsından biri, talebelerinden hâl ehli olan birkaçına; “Anadolu’da derecesi yüksek, pek kıymetli bir velî yetişti. Arzu ettiği an melekler âlemini seyretmektedir. Siz de ziyâretine gidiniz. Onun feyz ve bereketine, teveccühlerine kavuşunuz” buyurdu.
O talebeler de Anadolu’ya doğru yola çıkıp Kastamonu’ya yaklaştılar. Bu sırada Şa’bân-ı Velî, iki talebesine bir ayna verip; “Horasan dervişlerinden üçü ziyâretimize gelmektedir. Aynayı bu gelenlere veriniz” buyurdu.
Aynayı alan iki talebe, Horasanlı dervişleri karşılamaya çıktılar. Bu gelenlerle yolda karşılaştıklarında, emânet olan aynayı onlara verdiler.
Horasanlı dervişler aynaya baktıklarında, içinde Şa’bân-ı Velî’nin tebessüm ederek kendilerine baktığını gördüler. Bu hâle hayret ettiler ve; “Bize bu kâfîdir. Göreceğimizi gördük, Şa’bân-ı Velî’nin teveccühlerine kavuştuk” diyerek Horasân’a döndüler.”
Kürekçi Mustafa isminde, Şa’bân-ı Velî’yi çok seven biri şöyle anlatmıştır:
“Birisine bin iki yüz akçe borcum vardı. Onu ödemek için çok çalıştığım hâlde, bir türlü para biriktirip veremedim. O kimse de, zaman zaman gelip parasını istiyordu. Ben her defâsında; “Biraz daha mühlet ver” diyordum.
Bu durumun böyle devâm etmeyeceğini anlayınca, bir velînin kabrine giderek; “Yâ Rabbî! Enbiyân ve bu evliyân hürmeti için, bana borcum kadar dünyâlık ihsân eyle!” diye duâ eyledim.
Oradan ayrıldıktan sonra, aklıma Şa’bân-ı Velî hazretleri geldi. Huzûr-i şerîflerine vardığımda yanında kimse yoktu. Beni görünce, oturduğu minderin altını işâret ederek; “Bunun altındakileri al!” buyurdu. Elimi uzatıp, bir miktârını aldım.
Hepsini almadığımı görünce, bana; “Hepsini al. Hak teâlâ, oradakilerin hepsini senin için gönderdi” buyurdu. Bunun üzerine hepsini aldım. Sonra benim için ellerini kaldırıp; “Yâ Rabbî! Bunu darda koyma” diye duâ etti.
Huzûrundan ayrıldım. Tenhâ bir yere vardığımda paraları saydım, tam borcum kadardı. Çok sevindim. Hemen gidip borcumu verdim. O günden beri de, artık hiç kimseye borçlanmadım, elhamdülillah.”
Şa’bân-ı Velî’ye bir gün fakîr bir kimse gelerek; “Efendim! Fakîrim. Bir merkebim vardı, o da öldü. Şimdi ne ile çocuklarımın geçimini temîn edeceğim? Ne olur duâ buyurun da, Cenâb-ı Hak, beni nâmerde muhtâc etmesin” dedi.
Şa’bân-ı Velî de, ellerini açarak bu fakîr için Allahü teâlâya yalvardı. O sırada bir atlı, yedeğinde bir katır ile Şa’bân-ı Velî hazretlerinin huzûruna gelip; “Efendim! Bu katırı size hediye etmek niyetiyle tâ memleketimden geldim. Lütfen kabûl buyurunuz” dedi.
Şa’bân-ı Velî, yanında duran fakîre dönerek; “Ey fakîr! Allahü teâlânın sevdiklerine olan bağlılığın ve muhabbetin sebebiyle, Cenâb-ı Hak, sana, merkebin yerine daha güçlü bir katır ihsân etti. O’nun bu nîmetinin kıymetini bilip şükür kıl ki, daha da çoğaltsın” buyurdu ve katırı fakîre teslîm etti.
Katırı getiren kimse, bu işe şaşırıp kaldı ve hayretinden; “Sübhânallah” deyince, etrâftakiler; “Niçin hayret ediyorsun?” diye sordular. O kimse de; “Bu katırı yarın getirecektim. Lâkin içime, hayırlı işi geciktirme diye bir düşünce geldi. Bunda bir hikmet var diyerek acele ettim” dedi.
Murâd Halîfe ismindeki bir imâm, bir gün Şa’bân-ı Velî’yi ziyârete geldi. O sırada Şa’bân-ı Velî, câminin bahçesinde talebeleriyle oturmuş sohbet ediyordu. Murâd Halîfe, bir müddet onların yanına oturup sohbeti dinlemeye başladı. Dinledikçe, Şa’bân-ı Velî hazretlerinin büyüklüğünü anlıyordu. Bir ara Şa’bân-ı Velî’nin mübârek başını câminin kubbesi yüksekliğinde gördü. Hemen gidip, Şa’bân-ı Velî’nin dizinin dibine oturdu ve elini öpmeğe başladı. Talebelerden biri yavaşca; “Bu adam ne yapıyor? Durup dururken hocamızın elini öpüyor” deyince, yanındaki kalb gözü açılmış olan talebe de; “Eğer hocamızın mübârek başının Arş-ı âlâya değdiğini görse, zevkten helâk olurdu” dedi.
--------------Tualimforum İmzam--------------
Kartal
Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
aleyh, hayatisabani, rahmetullahi, sabani, veli, yasami, şabanı veli, şabanı veli biyografi, şabanı veli biyografisi, şabanı veli hakkında, şabanı veli hakkında bilgi, şabanı veli hayatı, şabanı veli kim, şabanı veli kimdir, şabanı veli özgeçmişi, şabanı veli yaşamı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Rüyada Veli Görmek - Rüyada Veli Görmek Açıklaması ve Yorumu - Veli Rüya Tabiri Tarot T-U-Ü-V-Y-Z ile Başlayan Rüya Tabirleri 1 14.10.15 22:16
Hacı Bektâş-i Velî - Hacı Bektaşi Veli Hayatı - Hacı Bektaşi Veli Kimdir Tuna Sahabeler - Evliyalar - İslam Alimleri 0 16.08.11 00:37
Şabanı Veli - Şabanı Veli Hayatı - Şabanı Veli Kimdir - Şabanı Veli Yaşamı Tuna Sahabeler - Evliyalar - İslam Alimleri 0 13.08.11 14:49
Hacı Bektaş-ı Veli Yaşamı,Hacı Bektaş-ı Veli Hayatı,Hacı Bektaşi Veli Kimdir? İpek Diger Ünlülerin Biyografileri 0 09.07.09 15:51
Veli Küçük Biyografisi,Veli Küçük Hayatı,Veli Küçük Yaşamı,Veli Küçük Kimdir? İpek Diger Ünlülerin Biyografileri 0 29.06.09 21:32


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:32 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2