Tekil Mesaj gösterimi
Alt 17.03.08, 10:14   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kedi
Gamma Üye
 
Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3.713
Konular: 3171
Puan Grafiği
Rep Puanı:3699
Rep Gücü:56
RD:Kedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond reputeKedi has a reputation beyond repute
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 45
128 Mesajına 262 Kere Teşekkür Edlidi
:
Standart

1791 ANAYASASI
1 Eylül 1791 de kurucu meclis tarafından bir anayasa kabul edilerek Fransa da sınırlı bir monarşi kuruluyordu. 16. Louis bundan böyle Fransa kralı değil Fransızların kralıdır. İnsan ve yurttaş bildirisinde olduğu gibi 1791 anayasası da Milli egemenlik ilkesini ilan etmekle birlikte, bu ilkenin uygulanması yönünden bildiriden ayrılmaktadır. Bildiri egemenliğinin millete ait olduğunu belirttikten sonra bu hakkın doğrudan doğruya halk tarafından yada temsilcileri aracılığı ile kullanılabileceğini kabul etmektedir. Oysa 1791 anayasası, millet, Egemenliğini ancak temsilcileri aracılığı vasıtasıyla kullanılabilir diyerek kesinlikle ayırmaktadır. Anayasa egemenliğinin kullanılmasında seçmenlerden emir almanın, yani emredici vekaletin yasak edildiği bir sisteme de temsilcilere vermekle burjuvazinin ekmeğine yağ sürmektedir. İçinde bulundukları maddi koşullar her zaman burjuvaların meclise girmelerini sağlayacak ve temsilcilerin halka hesap vermeleri fiilen çok zorlayacaktır. Böylece burjuvazi siyasi egemenliğini rahatça sağlamış olacaktır.
Anayasaya göre meclis sürekli olarak toplantı halindedir; kral tarafından dağıtılamaz. Öte yandan kralın seçtiği bakanlar krala karşı sorumlu olup meclis önünde sorumlu değillerdir.
Burjuvazinin üstünlüğünü sağlayan bu anayasa, asıl getirdiği seçim sistemiyle burjuvazinin egemenliğini tam olarak güven altına almıştır.
İHTİLALİN AVRUPADAKİ TEPKİSİ
Fransız ihtilalinin Avrupa ülkelerindeki tepkisi iki yanlı olmuştur. Aydınlanma felsefesinden etkilenmiş liberal düşünceli burjuvalar ve halka yakın çevreler ihtilali olumlu karşılamışlardır. Yabancı ülkelerin kralları ve devlet adamları ise Fransa’nın zayıflayacağını düşünerek gizli bir kıvanç duymuşlarsa da daha sonra insan ve yurttaş hakları bildirisinin yarattığı etki ve hürriyet istekleri onları Fransız ihtilaline karşı birleşmeye itmiştir.
Fransız ihtilalcileri milletler arası hukukta yeni bir anlayışı dile getirmişler; 22 Mayıs 1790 tarihinde aldığı bir kararla kurucu meclis fetih ve istila hakkını red ederek, milletlerin, insanların hür ve serbest iradeleri ile ve birlikte yaşama dilekleriyle meydana geldiğini kabul etmiştir. 1790 federasyon bayramına katılan Alzas halkının Milletler arası antlaşmalarla değil, kendi irade ve arzularıyla Fransız olduğunu kabul etmiş, Avigon kentinde ilk defa plebisit yapılmıştır. Bu tutum Avrupa da karşı tepkilerin artmasına yol açmıştır.
Öte yandan Basitille’nin zaptından itibaren aristokratlar yurt dışında göç etmeye başlamışlardı. Bunlar yabancı ülkelerde karşı ihtilali hazırlamaya çabalıyorlardı.
KRALIN YURT DIŞINA KAÇMAYA ÇALIŞMASI
Sınırlı monarşi rejimini kabul etmiş gibi görünen 16. Louis ve kraliçe Marie Antonitte ise Rusya imparatorluğunun harekete geçmesi ve Fransa’da yeniden mutlak monarşinin kurulması için çeşitli entrikalar çeviriyorlardı. Kralın umudu kralcı Brouille ordusuna katılmak, oradan da Belçika ve Hollanda’daki Avusturya ordusuyla Paris e yürüyüp meclisi ve kulüpleri kapatarak mutlak iktidarını yeniden kurmaktı. Bu amaçla Kral uşak kılığına girerek ailesi ile birlikte 20 Haziran 1791 gece yarısı Tuileries Sarayından ayrıldı. Montmedy’e varmak üzere yola çıkan kral, yol boyunca yer almış bulunan kendisine bağlı süvari birliklerine güveniyordu. Oysa arada yolda beş saat gecikti. Kararlaştırılan saatten bu kadar sonra kimsenin gelmediğini gören karakollar geldikleri yere döndüler kral Varennes’e vardığında süvari birliğinin yerinde göremeyince durdu daha önceki karakolda kral tanınmıştı. Varenne’deki kafileye yetişerek kralın hareket etmesine engel olundu. 22 Haziran günü kral ailesi, çevredeki köylerden gelen milli muhafazaların ortasında ve meclisin acele olarak yolladığı gözlemcilerin gözetiminde Paris’e doğru yola çıktı. 25 Haziranda büyük ve sesiz bir kalabalığın arasından geçerek saraya döndü. Kralın Paris’e dönüşü krallığın cenaze töreni olarak yorumlanır. Bu kaçış yurt içinde kralın millete karşı yabancı ülkelerle işbirliği yaptığını halk kitlelerine ispatladı. Varennes olayından sonra halkçı cumhuriyetçi hareket güç kazandı.
Öte yandan kralın kaçışı ve yakalanışı Avrupa krallıklarında büyük heyecan uyandırdı. Ancak menfaat ayrılıkları kralların birlik olup Fransız ihtilalini bastırmalarını önlemiştir.
KRALIN YAKALANIŞINDAN SONRA FRANSADAKİ OLAYLAR
Kralın Varennes’e yakalanmasından sonra Cumhuriyetçilerin başına Kordölyeler kulübü geçti. Öte yandan imtiyazlılarla imtiyazlı olmayanlar ayrımının yerine burjuvazinin iktidara geçmesiyle mal sahibi olanlar ve olmayanlar ayrımının yerleştiği ülkeler mal sahibi olmayanlar yani emekçiler kıpırdanmaya başlamıştı. Büyük korku dönemindekine benzer bir heyecan dalgası ortalığı sarmıştı. Bu seferde yabancı istilası bir saplantı haline gelmişti. Halk kitlesi seferber olmuştu. Kordülyeler 22 haziran da Cumhuriyetin ilan edilmesi için meclise dilekçe vermişlerdi.
Fakat Burjuvazinin kontrolündeki Meclis halkın baskısıyla hareket etmekten yana değildi. Meclis Cumhuriyet ilanının içerde burjuvazinin çıkarlarını tehlikeye düşürebilecek bir anarşi yaratmasına ve dışta savaşa yol açmasından çekiniyordu, Meclise hakim olan burjuvazi monarşiyi muhafazaya karar verdi. Kralı suçsuz göstermek için krallın kaçırılmış olduğu efsanesini yarattı. Zaten köylü isyanlarının ürküttüğü kentte de emekçi halkın ayaklanmasından son derece korkan burjuvazi 14 Haziran 1791 yılında Le Chapelier Kanununu kabul etmişti. Bu kanun Fransa da 1864 yılına kadar grev hakkının 1884 yılına kadar da sendika kurma hakkının tanınmasını önledi.
Meclisin bu davranışları Yurtseverleri kesin olarak ikiye böldü. Çoğunluk Anayasaya sadık kalmak bahanesiyle burjuvazinin iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor, hala kralı destekliyordu. Geri kalanlar ise 16. Louis’in tahttan indirilmesini Cumhuriyetin ilan edilmesini ve daha demokratik bir rejime gidilmesini istiyordu bir yandan çoğunluğunu föyyanların meydana getirdiği aynı zamanda mecliste de çoğunluğu elde tutan burjuvalar, öte yanda daha çok sokağa dayalı, kralın azledilmesini, aktif pasif vatandaş ayrımının kaldırılmasını, tek dereceli seçim isteyen jakobenler ile kordölyeler; işte bu kopma 17 Temmuz 1791’deki “Champs de Mars” katliamına yol açtı.
YASAMA MECLİSİ , SAVAŞ, VE KRALLIĞIN SONU
Anayasasını hazırlayarak görevini tamamlayarak dağılan kurucu meclis yerine yasama meclisi 1 Ekim 1791’den itibaren görev başladı.
Föyyan’lar halkın ayaklanmasına karşı Monarşi savunmakta Fikir birliği halindeydiler içlerinde parlak kişiler yoktu, gerçek liderler meclis dışındaydı. Lider8leri bir çok konuda farklı fikirler öne sürüyorlardı. Jakobenler halka karşı kuşkuluydular; anayasayı ihlal ettiği takdirde kralı tahtan indirmek için fırsat kolluyorlardı.
Kral ve kraliçeye göre, yetkilerini kısıtlayan anayasadan kurtulmanın ve mutlak monarşiyi yeniden kurmanın en sağlam yolu yabancı kralların askeri müdahalesini sağlamaktı. Aralarında ufak farklar olmakla birlikte Föyyanlar da jakobenlerin çoğu da savaş itiyorlardı. Birinci grup içerdeki anarşistleri yok edebilmek için, ikinci grup ihtilalci ve yurtsever duyguları seferber edebilmek için savaş istiyordu. Savaşa karşı çıkan ise Robespierre idi. Bir yandan savaşın doğuracağı maddi sıkıntılar, öte yandan Krallın savaşı fırsat bilip kazanılmış hakları gasp etmesi Robespierre için savaşa karşı çıkmaya yeterli sebeplerdi.
2. Francois’in Fransa’ya Azas’taki Alman Prenslerinin feodal haklarının yeniden tanınmasını ve Avigon üzerindeki papalık haklarının yeniden tanınmasını isteyen bir nota vermesi üzerine, 20 Nisan 1792 de 7 muhalif oya karşı meclis savaş ilan etti. Krallığın yıkılmasında terör rejiminin hatta Napolyon’un Diktatörlüğünün ve imparatorluğun kurulmasına bu savaşın etkisi olmuştur.
SAVAŞTA UĞRANILAN BAŞARISIZLIKLAR KARŞISINDA HALKIN TEPKİSİ.
Savaşa katılan Fransız ordusu iki farklı unsurdan oluşmuştur, eski askerler ve gönüllü taburları, eski askerlerin başında bulunan dokuz bin subaydan altı bini başka ülkelere göç etmişti elli bin de kaçak asker vardı. Gönüllülerin ise ne savaş tecrübeleri nede yeterli talimleri vardı. Her yanda disiplinsizlik hüküm sürüyordu. Ordu Belçika sınırını geçer geçmez bozulup geri çekilmeye başladı.
Bu bozgun saraya and içmekten kaçınmış bulunan rahiplere ve generallere karşı halkın güvensizliğini artırdı. Bu kişilerin düşmanla işbirliği yaptığı kanısına yol açtı. Gerçekten de Kral ve Kraliçe başta olmak üzere neredeyse tüm asiller düşmanla işbirliği halindeydiler. Bütün bu komplolara karşı olan Yurtseverler saflarını gittikçe sıklaştırıyorlardı. Bunlar toplum içinde ayrı bir zümre meydana getiriyorlardı.
Diğer yandan para değerinin gittikçe düşmesi, o yıl kötü ürün alınması, halkın siyasi eyleminin ve bilinçlenmesini hızlandırıyordu. Halkın baskısı karşısında meclis, karşı ihtilali önlemek, ve düşmanla işbirliği yapmak ihtimali olanları zararsız hale getirmek amacıyla Rahipler yasasına uymayan and içmediği, bölgede oturan yirmi vatandaş tarafından haber verilen her rahibin sürülmesine, kralın muhafız birliğinden şüpheli görülen altı bir kişinin çıkarılmasına; Paris yakınlarında yirmi bin kişilik gönüllü bir milli muhafız birliği kurulmasına karar verdi. Bu karar Kralın maskesini düşürdü. Kralın meclisinin aldığı kararlardan birinci ve üçüncüsünü veto etti bunun üzerine kazmalar ve mızraklarla silahlanmış binlerce kişi önce meclisi basarak bir protesto bildirisi verdi. Daha sonrada sarayın bahçesine girerek Kralın vetodan vazgeçmesini istedi ancak Kral vetoda direndi ve bir sonuç alınamamış oldu.
20 Haziran olayı, Jakoben’lerin, halka dayanan diğer kulüplerin hareketini onayladıklarını bildirerek kralı hain ilan etmelerine neden oldu.
11 Temmuzda Rusya ordularının Lorain’e girmeleri üzerine meclis ”Vatanın Tehlikede” olduğunu ilan etti. Meclisin bu kararı halk arasında yeni bir yurtsever heyecan uyandırdı. Böylece mecliste bulunan gruplar içerisinde yavaş yavaş yeni bir yurtsever heyecan uyandırdı. Böylece mecliste bulunan gruplar içerisinde yavaş yavaş yeni bir ayrılma ortaya çıkmaya başladı. Jakobenler vatanın ve ihtilallin korunması için herkesi birleşmeye çağırıyordu. Meclisteki jidorenlerin tek amaçları, her ne pahasına olursa olsun iktidarı ele geçirmekti.
Sınırdan Fransa’ya girmeye hazırlanan Avusturya ve Prusya ordularının komutanı, Kraliçe Marie Antoinnette isteğine uyarak bir manifesto yayınladı. Fransız halkını tehdit eden krala karşı ayaklananların yasama meclisi ve Belediye meclisi üyelerinin kendi kuracakları askeri mahkemelerde yargılanacaklarını, Tulieries Sarayına dokunulduğu takdirde Paris halkının kılıçtan geçirileceğini belirten bu manifesto Bir Ağustos günü Paris’te öğrenilince heyecan ve kızgınlık son haddini buldu.
10 Ağustos sabahı Marsilyalıların ve Paris kenar mahalle halkının meydana getirdiği birlikler saraya hücuma geçtiler kendi birliklerine güvenemeyen kral ailesi ile birlikte Meclise sığındı. Marsilyalılar ilk savunma hattını yararak saraya girdiler, fakat İsviçrelilerin ateş açması karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar. Paris kenar mahalle halkından kurulu birlik toplarla Marsilyalıların yardımına koştu ana binanın sarıldığı sırada Kralın İsviçrelilere ateş kes emri geldi. İhtilalciler İsviçrelileri püskürttüler ve devam ederek 900 ünden altı yüzünü öldürdüler. Bina tahrip edildi fakat talana kalkanlar hemen orda kurşuna dizdiler.
10 AĞUSTOS 1792 HALK AYAKLANMASININ SONUÇLARI
10 Ağustos 1792 ayaklanması 14 Temmuz 1789 ayaklanması kadar önemlidir. 10 Ağustos hareketi; Emekçi halkın, zanaatkar ve esnafın bir başarısıdır. 10 Ağustos ayaklanması liberal Aristokratlar ve büyük burjuvalardan meydana gelen föyanları silip süpürmüştür. Meclis aktif ve pasif vatandaş ayrımını kaldırmakla kalmamış, feodal hakları senyörün ispat edemediği hallerde tazmini zorunluluğunu da kaldırmıştır. Bu belgelerin çoğunun büyük korku döneminde imha edilmiş olduğu düşünülürse kararın önemi de ortaya çıkar. Ayrıca dış ülkelere göç edenlerin mallarına el konulmuş ve arazilerinin küçük parçalar halinde satılmasına karar verilmiştir.
10 Ağustos ayaklanması kilise ile din adamlarına karşı baskıyı da arttırdı. Şüpheli görülen bir çok din adamı tutuklandı and içmeyen karşı koyan otuz bin din adamı Fransa’dan sürüldü. Ülkede edin aleytarı bir hava esmeye başladı. Herkese seçim hakkı tanımakla pasif vatandaşları silahlandırmakla 10 Ağustos hareketi burjuvazinin dışındaki halkı milletin kapsamına almış ve siyasi demokrasinin gerçekleşmesine yol açmıştır.
1. CUMHURİYET
KONVANSİYON
CUMHURİYETİ KONVANSİYON MECLİSİNDE TEMSİL EDENSİYASİ AKIMLAR
Yüksek oranda seçmen korkudan yada umursamazlıktan seçime katılmamışlardır. Yalnızca 10 Ağustos hareketini onaylayanlar meclise seçilmişlerdi. Meclis 749 milletvekilinden kurulmuştu. 21 eylül 1792 tarihinde Krallık kaldırılmış 22 Eylülde Cumhuriyetin birinci yılı tarihi atılmasına karar verilmiş ve Fransız Cumhuriyetinin bir bölünmez sütün olduğu ilan edilmiştir.
Konvansiyon meclisinin siyasi hayatında iki özellik göze çarpar.
a) Jidorenler ile dağlılar arasındaki amansız mücadelenin başlaması
b) İktidarın gittikçe merkezileştirilerek tek elde toplanması iktidarın tek elde toplanması ve terör dönemi ihtilali ve Fransa’yı kurtaracaktır. Jirodenler arasındaki mücadele 1793 yılına kadar devam etti. Jirodenlerle dağlılar arasında fikir ayrılığı da vardı.
Jirodenlere göre eşitlik haklarda eşitlikten başka bir şey değildi. Vergi eşitliği, kuvvet eşitliği, zeka eşitliği, Çalışma eşitliği, sanayi eşitliği olmadığı gibi servet eşitliğine yoktur. Oysa dağlılara göre yaşama hakkı hakların başında gelir, Mülkiyet hakkı, geçinme hakkı yaşama hakkına tabidir.
KRALLIĞIN KALDIRILMASI VE KRALIN İDAM EDİLMESİ
Fransa da krallık kaldırılmıştı fakat Krallın geleceği hakkında ayrıca karar vermek gerekiyordu. Bazı milletvekilleri 1791 Anayasasına göre Krallın dokunulmazlığı olduğunu öne sürüyorlardı. Ancak 1792 yılının Kasımında Tulieries Sarayında, demir kapılı bir dolabın içinde bir sürü gizli belge bulundu. Bu belgeler Kralın karşı ihtilal hazırlıklarını, Kablenz de toplanan göç etmiş Fransızların ve yabancı devletlerle işbirliğini açığa çıkarıyordu. Bu durumda kralın yargılanması kaçınılmazdı. İtirazlara rağmen meclis tüm yetkileri elinde toplanan göç etmiş Fransızların ve yabancı devletlerle işbirliğini açığa çıkarıyordu. Bu durumda kralın yargılanması kaçınılmazdı. İtirazlara rağmen meclis tüm yetkileri elinde topladığı için kralı kendisinin yargılayacağına karar verdi.
10 Ekim 1792 başlayan yargılama 20 Ocak 1793 de sona erdi. Uzun tartışmalar ve çeşitli oylamalardan sonra meclis krala ölüm cezası verdi.
Kral 21 Ocak 1793 günü, Paris’teki conjorde meydanında idam edildi. Bir papaz refakatinde Giyotine gelen Kral halka hitap etmek istedi askerlerin trompet sesleri konuşmasını önledi.
JAKOBENLERİN BU DÖNEMDEKİ GÖRÜŞ VE TUTUMLARI
Jakobenler in doktrini olan jakobinizm bir “vatan Tehlikede” doktrinidir. Ama jakobenler in vatanseverliği şoven bir vatanseverlik değildir. Halkların kendi kaderlerini kendileri tayın etme halkını tanıyan demokratik bir vatanseverliktir.
Bozulmaz, doğruluktan ayrılmaz adıyla anılan Robespier için temel ilke erdemdir. Rousseau sadık bir izleyicisi olan temsili sisteme inanmaktadır. Çünkü Rousseau’nun da açıkladığı gibi, egemenlik hakkı devredilemez. İhtilalci hükümet parlâmenter bir hükümet değildir. Komitelerle yönetilen hükümlerin ilk örneğidir.
Jakobenler eğitime çok önem vermişlerdir. Ne var ki eğitim planlarını uygulayacak zaman bulamayacaklarının bilincindedirler.
ROBESPİER’İN İKTİDARDAN DÜŞÜŞÜ
Robespier’in çevresinde kendine karşı bir muhalefet vardı kendiside bunun farkındaydı bu muhalefet karşısında hırçınlaşan Robespier meclise devam etmez olmuştu. Aslında muhalefeti küçümsüyor ve jakobenler güveniyordu. 27 Temmuz günü Robespier ve taraftarlarına karşı başarılı bir komplo hazırlandı. Aynı gün öyleye doğru Saint Just yeni söz almıştı ki Villaun varennes alkışlar arasında konuşmayı keserek, Robespieri, Jakobenlerin ve konvensiyonun kan içinde boğmakla suçladı Robespier’in söz alması mecliste patırtılar çıkararak önlendi.
28 Temmuz günü başta Robespier olmak üzere toplam 27 kişi idam edildi.
DİREKTUVAR
BABEUF VE BABUVZİM
Jakobenizim ve robespier yönetimindeki dağlıların sonunda diktatörlüğe varan politikası bir sosyal demokrasi denemesidir. Babeuvzim ve eşitlerin rejimi devirme teşebbüsü ise bir komünist başkaldırmadır. Babeuf bir yandan öfkelilerin eşitlik konusundaki görüşlerini geliştirmiş diğer yandan da robespier’in ihtilali korumak ve tamamlamak için gerekli diktatörlük konusunda ileri sürdüğü görüşleri derinleştirerek sistemleştirmiştir.
Babeuf a göre Cumhuriyetçilik ve laiklik şöyledir: Cumhuriyetçi sonsuzluğun adamı değildir, yaşanan zamanın adamıdır. Cenneti yeryüzündedir, Hürriyetten, mutluluktan yer yüzünde yararlanmak ister. Toplumun amacı herkesin mutluluğudur onun için nimetlerden faydalanmakta eşitlik sağlanmaktadır.
İşte Babeuf için hareket noktası olan bu fikirler onu, sosyal düzenin kökünden değişmesi düşüncesini ve sınıf mücadelesini görüşüne kadar ***ürecektir.
Babeuf başlarda Jakobenizme bağlı, 1793 Anayasasını savunan radikal bir Cumhuriyetçidir. Fakat demokrat olarak Teröre karşı çıkmış ve bu dönemi uzun uzun eleştirmiştir. Babuvizmin temelini eşitlik ilkesi meydana getirir bu konuda eşitler manifestosunda önemli bir ayrım yapılmaktadır. Şekli eşitlik yani yeni kanunlar önünde eşitlik gerçek eşitlik yani üretimden eşit pay almak Bu eşitlik anlayışı Babeuf’u toprağın kolektifleştirilmesi inancına ***ürmüştür. Fiili eşitliği sağlamak için toprak reformu yerine toprağın kimseye ait olmadığını ama herkese ait olduğunu ispat etmeye çalışmıştır. Babeuf miras hakkına da karşıdır, Bu hakkın eşitsizliği artırdığı görüşündedir.
Babeuf’a göre; eşitliğe varmak için herkesin yeteri kadarına sahip olması ve kimsenin ihtiyacından fazlasına sahip olmaması gerekir. Babeuf’çu Slvain Marechel’e göre yaş ve cinsiyet dışında her şey eşit olmalıdır. Babeuf üretim sonunu üzerinde durmamıştır.
Babeuf’un görüşleri daha sonra benimsenecek ve Lenin’in “İşçi sınıfı diktatörlüğü” görüşünün temellerini meydana getirecektir.
KRALCILARIN YARATTIĞI TEHLİKEYE KARŞI DÖRT EYLÜL DARBESİ
Jakobonizmin yeniden hareketlenmesi direktuvarı korkuttu. Direktörler ilimli ve kalıcılara yaklaşma politikası uygulamaya başladı. Dış ülkelerde bulunan kralcıların dönmesine göz yumuldu. Böylece kralcılar gün geçtikçe rejim için tehlikeli oluyorlardı. Kuvvet kullanarak iktidara geçmekten vaz geçmişlerdi. 1797 seçimlerinde başarı kazanacaklarını umuyorlardı mecliste çoğunluğu sağlayınca da monarşiyi kuracaklardı. Bu amaçlarını gerçekleştirmek üzere bütün Fransa da şubeleri olan “İnsan Dostları Entitüsü” adlı bir dernek kurdular meclisin üçte birinin yenilenmesi için yapılan nisan 1797 seçimlerinde düzen partisi adını alan Kralcılar büyük başarı gösterdiler. 216 eski Konvansiyon üyesinden yalnızca 13 yeniden seçilebildi.
Kralcılar Muhafazakar Burjuva dışında direktörlere karşıydı. Bu sebeple Meclisin Çoğunluğu ila direktörler arasındaki anlaşmazlık baş göstermekte gecikmedi. Hukuki engeller yüzünden bu anlaşmazlığı Anayasa içinde çözmeye imkan yoktu. Tam bir kuvvetler ayrılığı öngören 1795 Anayasası bu imkanı kapatıyordu. Böylece sorun ancak kuvvete dayanarak çözülebilirdi. Önce davranan taraf kazanacaktı. Carnot ve Barthelemy dışındaki üç direktör daha önce davranarak 4 Eylül 1797 darbesini yaptılar.
Darbe başarıyla gerçekleşti. 4 Eylül sabah Meclis dolaylarında 30 bin kişilik bir askeri kuvvetin toplandığı görüldü. Paris askeri komutanın emriyle Barthelemy, Pichegru ve kralcıların önde gelen milletvekilleri tutuklandı. Direktuvar üyesi Carnot ise kaçmayı başardı. Meclisteki cumhuriyetçi azınlık toplanarak 49 illin seçim sonuçlarını iptal etti. 53 milletvekilinin sürgüne gönderilmesi, 177 sinin de Meclisten atılmasına karar verdi. Böylece meclisteki azınlık çoğunluk haline gelmiş oldu. Direktuvar muhaliflerinin giyotine değil Güney Amerika’daki Fransız sömürgesi Guyotine’a sürgün olarak gönderdi; ne var ki bu sömürgeden dönen pek olmadı.
FRANSIZ İHTİLALİNDEN ÇIKARILABİLECEK GENEL SONUÇ
Fransız Burjuva devrini Napolyon’nun iktidarı sırasında reformlarla tamamlanmıştır. Böylece eski rejimin hakim sınıfı olan Aristokrasinin ve kilise mensuplarının hukuki ve mali ayrıcalıklarına son verilmiş ve toplumdaki bütün feodal kalıntılar silinmiştir. Fransız ihtilalinin en önemli özelliği 1789-1793 döneminde birçok konuda eski rejimle uzlaşmaya yanaşmasına karşılık artı ürünü feodal aristokrasi tarafından elinden alınan küçük üreticinin baş kaldırarak eski rejime kesin darbeyi vurmasıdır.
Fransız Aristokrasinin uzlaşmaz tutumu, Büyük Burjuvazinin zaman zaman Küçük burjuvazi ve emekçi halkla işbirliği yapması ve bu kütlelerle işbirliği yaptığı ölçüde onların isteklerini bir dereceye kadar da olsa yerine getirmeye yol açmıştır.
Halk kütlelerinin ihtilale katılması ileride bir bütün haline gelecek olan Proletarya ideolojisinin temel taşlarının atılmasına yol açmıştır. Nitekim sonradan geliştirilecek olan proletarya



İNTERNETTEN ALINTI
--------------Tualimforum İmzam--------------
Boşverdim

Konu Kedi tarafından (17.03.08 Saat 10:24 ) değiştirilmiştir..
Kedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla