tualimforum.com  

Geri git   tualimforum.com > KÜLTÜR VE SANAT > Memleketini Tanı > Marmara Bölgesi > Balıkesir
amp;markreadhash=guest" rel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul etrel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Balıkesir Bengisi Halk Oyunu (Atatürkün En Sevdiği Halk Oyunu)
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
1933

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 15.07.10, 16:35   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Gamma Üye
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Malatya
Mesajlar: 1.899
Konular: 1751
Puan Grafiği
Rep Puanı:2127
Rep Gücü:0
RD:Esra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant futureEsra has a brilliant future
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 48
70 Mesajına 110 Kere Teşekkür Edlidi
:
Arrow Balıkesir Bengisi Halk Oyunu (Atatürkün En Sevdiği Halk Oyunu)

Balıkesir Bengisi Halk Oyunu (Atatürkün En Sevdiği Halk Oyunu)

Atatürk, 1933 yılı Ocak ayının 15'inde uzun süren bir yurt gezisine çıkmıştı Cumhuriyet, onuncu yaşına giriyordu Memleketin dört bucağında aklın alamayacağı hızla bir kalkınma, bir silkinme ve yeniden diriliş olmuştu Bunu yalnız Türk Milleti değil, bütün dünya biliyor, görüyordu Atatürk, yapılan işleri bir kere daha görmek üzere önce Eskişehir’e gelmiş, buradan Bursa’ya geçmişti Bursa’dan Gemlik’e gelen Atatürk 20 Ocak 1933 akşamı Gül Cemal Vapuru ile Bandırma’ya hareket etmişti Balıkesir Valisi İbrahim Ethem (Akıncı), Belediye Başkanı Naci (Kodanaz), Atatürk’ü Bandırma’da karşıladılar (1)

Atatürk'ün En Sevdiği Oyun Balıkesir Bengisi
Ertesi günü, 21 Ocak 1933'te Atatürk Balıkesir’e geldi Atatürk’ün kalacağı Vali Konağı'nda bir süre dinlenen konuklar, buradan Hükümet’e, Belediye’ye, Kolordu Karargâhı'na, Cumhuriyet Halk Fırkası'na geldiler Uğradıkları her yerde Balıkesirliler, coşkun sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı Atatürk, Belediye Başkanı'na:

— Balıkesirlilerin hakkımda gösterdikleri samimi duygulardan çok memnunum Özellikle teşekkürlerimi bildirmenizi rica ederim, dedi (2)

Ertesi, 22 Ocak 1933 soğuk bir kış günüydü Doğruca Lise ve Öğretmen Okulu’na gitti Derslere girdi Öğretmen ve öğrencilerle konuştu Askerî Mahfel’e gelerek çay içti Gece, hazırlanan temsili izledi Pamukçu Köyü zeybekleri millî oyunları (bengi) oynadı Bu oyunlara Atatürk de katıldı Gece yarısı saat 2400'te, Kütahya’ya gitmek üzere trene bindi (3)

Atatürk’ün Balıkesir’e son gelişi 24 Haziran 1934'tür Atatürk bu gezisini İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte yapmıştır Kalabalık bir heyet halinde İzmir’den trene binen konuklar 24 Haziran 1934 günü saat 1700'de Balıkesir’e gelmişlerdi Büyük bir törenle karşılandılar Şah’la birlikte Vali Konağı'na gelen Atatürk, balkondan geçit resmini izlediler Daha sonra Necati Bey Öğretmen Okulu’nu gezdiler Geceyi Balıkesir’de geçirdikten sonra ertesi günü sabah Çanakkale’ye hareket ettiler (4)

24 Haziran 1934'de Atatürk’ü karşılayanlar arasında Pamukçu Bengi Ekibi de vardı İran Şahı Rıza Pehlevi ile beraber, İzmir üzerinden Balıkesir’e gelen Atatürk, tren istasyonunda Tevfik Göngörmüş, Ahmet Atagün ve Necip Şengül’ün de içinde bulunduğu Bengi ekibinin oyunuyla karşılanıyor Ekibi ve oyunu çok beğendiği için huzurunda bir kaç defa oynatıyor ve takdirlerini belirtiyor Ekibin, Atatürk ve Ali Hikmet Paşa ile birlikte çektirdiği fotoğraf maalesef günümüze ulaşmamıştır; Bu fotoğraf, istasyon önünde çekilmiştir Bu fotoğrafta Atatürk bir elini Ahmet Atagün’ün, diğer elini de Tevfik Güngörmüş'ün omuzuna koymuştur.

Atatürk’ün emriyle gezinin devamına da katılan ekip, Balıkesir Belediyesi’nin tahsis ettiği araçla Çanakkale’ye gitmiş ve bir kaç defa Bengi oynamıştır Bu gezi sonunda kendilerine 300 Lira hediye verilerek Pamukçu’ya gönderilirler (5)

1935 yılı içinde Pamukçu Bengisi ekibi, Ali Hikmet Paşa’nın davetlisi olarak Küçük Çiftlik Parkı'nda gösteri yapmak üzere İstanbul’a gider Pamukçu ekibinin İstanbul’da olduğunu duyan Atatürk, bütün oyuncuları Dolmabahçe Sarayı'na davet eder Dolmabahçe Sarayı'nda o dönemi ordu müfettişlerinden İzzettin Paşa’nın Dolmabahçe’de kızının düğünü yapılmaktaydı Düğünde Atatürk de bulunuyordu (6)

Talip Balcan’ın Balıkesirliler Dergisi ile Zekeriya Özdemir’in Pamukçu adlı kita-bında, Tevfik Güngörmüş'ün hatıraları şöyle anlatılmaktadır:

“Düğün salonu oldukça kalabalıktır Atatürk hemen bizi yanına çağırıyor Sarayı gezdiriyor Sonra bize:

— Siz dans biliyor musunuz? diye sordu

— Hayır Paşam, dedik

— Öğrenin, dedi

Sustuk Atatürk devamla;

— Bakın, dedi Sizin memleketinizde ablanız, bacınız var değil mi?

— Var Paşam

— İşte bunları da öyle tutacaksınız

Tevfik Dayı atılır

— Evet Paşam biz Türkler hepimiz kardeşiz

Atatürk memnun Tevfik Dayı'nın sırtını sıvazlayarak: “Bravo Efe” der ve orada bulunan kızlarla hepsini dansa kaldırır Sonra,

— Haydi bakalım, bir de sizin oyununuzu seyredelim, der

Orta yer boşalmış, gözler bize dikilmiştir Dans pisti pırıl pırıl kayacak gibidir

Efelerden biri Atatürk’e;

— Paşam burası kayıyor, der Burasının halısı kilimi yok ki?

Atatürk;

— Otuz hammal olsa da buranın halısını getiremez, ayakkabılarınızın altını ıslatın, dedi

Ayakkabılarımızın altını ıslattık Oyuna başladık, kaymıyordu Oyunu bitirdiğimiz zaman salon alkıştan inliyordu” (7)

1936 yılında Beylerbeyi Sarayı'nda Balkan Festivali düzenlendi Bu festivale bir çok Balkan ülkesikatılmıştı Balıkesir Pamukçu Bengisi de bu festivale Atatürk’ün isteği ile katılmış ve yine onun huzurunda oyunlarını oynamıştı (8)

Bu festival anılarını Tevfik Güngörmüş şöyle anlatmıştır:

“Atatürk millî oyunları çok severdi Bir başka karşılaşmamız da Balkan Festivali’nde ilk çıkan ekip bizdik Oyun bitmiş bir kenarda dinleniyorduk Atatürk yanımıza geldi

— İçinizde bir köy türküsü söyleyecek var mı? dedi

Trabzonlu birisi:

— Var Paşam

— Söyle!

Trabzonlu başladı:

“Murtaza’nın bağında üç nohut,

Anne ben ölüyorum, bana Yasin okut” diye

Atatürk’ün hoşuna gitmemişti Sertçe:

— Bırak, dedi Ölmeğe niyetimiz yok

Sonra bize döndü:

— Siz, dedi, Zeynep şarkısını biliyor musunuz?

— Evet

Hep beraber söyledik O da bizimle beraber söylüyordu

Sonra kendisinin iştiraki ile:

“Mendilimin uçları

Çıkamam yokuşları" türküsünü söyledik

Atatürk Tevfik Dayı'ya:

— Kalk efe, Sarızeybek oynayalım, dedi

Oyuna kalktık Bana:

— Dikkat et, yanlış yapma, dedi

Beraber Sarızeybek oynadık” (9) (10)

Değerli Halk Bilimci Sayın Nail Tan “Atatürk ve Türk Halk Kültürü” adlı kitabında Atatürk’ün huzurunda Balıkesir Pamukçu Bengi oyununun bir defa oynandığı gibi bir izlenimedinilmektedir Oysaki bu oyun, yukarı da da açıkladığımız gibi Atatürk’ün huzurunda değişik tarihlerde defalarca oynamıştır.

Bu tebliğimiz, Sayın Nail Tan’ın kitabını tamamlar bir mahiyet arzetteği için bundan son derece memnunum.

Bengi kelimesi’nin anlamı “sonu olmayan, ebedî” manalarını taşımaktadır Orhun kitabeleri olan Göktürk eserlerine “Bengü taş" denildiğini biliyoruz.

Bengi kelimesiyle ilgili olarak bir de değişik bir anlatma vardır Bu anlatmaya göre; Türkler, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ederken savaşa çeşitli vuruşmaların içinden geçerek gelmişlerdir Bu vuruşmalar sırasında öldürdükleri düşmanınbaşında durur ve “Bengi!” diye nara atarlarmış Bu durum bir gelenek halinde devam ederken bengi oyununa motif olmuştur Gerçekten bengi oyunu bir yiğitlik gösterisidir.

Anadolu’nun çeşitli yörelerinde Benge, Benk, Menge, Mengi, Bengü, Mengü adları ile oynanan “Bengi” oyunu bir zeybek çeşididir

Bengi oyunları ve türevleri ile ilgili olarak Mahmut Ragıp Gazimihal’in Türk Halk Oyunları Kataloğu 1 Cildinde, (Benge, Bengi, Bengi Altay, Bengi Oyunu, Beng Oyu-nu, Bengi Zeybeği Havası, Benk, Balıkesir Oyunları, Balıkesir Zeybeği) maddelerine, (11) 2 Cildinde (Menge, Mengi, Pamukçu Bengisi, Pamukçu Zeybeği) maddelerine (12) başvurulabilir.

Pamukçu Bengisi ile ilgili olarak geniş bilgileri Murat Karabulut’un bir araştırması ile, (13) Zekeriya Özdemir’in kitabından (14) öğrenebiliriz.

Pamukçu Bengi oyununu Murat Karabulut’un yazısından özetliyerek aşağıya alıyorum:

“Pamukçu kasabası Balıkesir’e 10 km uzaklıktadır Nüfusu 3000 civarındadır Halkın geçimi tarım ve hayvancılığa dayanır.

Bu yazıda Pamukçu’da oynanan halk oyunlarını, müziğini, kıyafetini anlatacağız.

Burada anlatılan oyunlar erkekler tarafından oynanan oyunlardır Pamukçu’da kadın ve erkekler ayrı olarak kendi aralarında oynamaktadırlar Erkeklerin oynadığı oyunlarda mutlaka bir sıra takip edilir Önce İkili Güvende, sonra Toplu Güvende, son olarak da Bengi oynanır.

a) İkili Güvende:

Sadece iki kişi tarafından oynanmaktadır Adı da buradan gelmektedir Güvende; duymak, kendinegüvenmek anlamındadır Oyun çok seri oynanır Ritm hızlıdır Oynanması çok zor oyunlardandır Herkes bu oyunu oynayamaz Kendine güvenen iki kişi ancak bu oyunu oynayabilir.

Oyuna başlamadan önce müzik eşliğinde kısa bir gezinti yapılır Yörede bu gezintiye “Aldırma”, oyuna başlama haline gelmeye de “Oyuna Alma” denir Oyun baştan sona kadar çökme ve dönme figürlerinden meydana gelir Oyun hızlı tempoda yapılan seri hareketlerle sürdürülür.

b) Toplu Güvende:

Oyun adından anlaşılacağı üzere çok kişi tarafından oynandığı için bu adı almıştır Oyuncu sayısı mutlaka çiftir (2-4-6 vb) Oyunun temposu İkili Güvendeye göre daha ağırdır İkili Güvendede oynayanlar bu oyunda dinlenme imkanı bulurlar Çünkü bundan sonra oynanacak olan Bengi çok hızlı ve seri figürlerle doludur Toplu Güvendede kol hareketleri, diz çökmeler ve yere diz vurmalar önemli figürlerdir Figürler topluca yapılınca çok güzel bir görüntü arzeder. İkili Güvende de yapılan figürlerin hepsi daha ağır olarak ayrıca yapılır.

c) Bengi:

Oyuna geçmeden müzik eşliğinde bir gezinme havası ile başlayan Bengi 8-10-12-15 kişi ile oynandığı gibi daha fazla kişilerle de oynanır.

Zeybek oyunlarının başlıca özelliklerinden birisi vücudun dik, hareketlerin ve bakışların sert olmasıdır Oyun içinde çeşitli naralar vardır Bengi Dengi Deha gibi Bengi; sonu gelmeyen, sonsuz, biz sonsuza kadar güçlüyüz anlamındadır Dengi; dikkat etmek anlamında bir uyarı sözüdür Deha; etrafı ve oyuncuları coşturmak için atılan naralardır Çok hızlı ve seri tempoda oyanan bu oyunda naraları atmak, söylemek pek kolay değildir, maharet ister.

Bu oyunları genellikle yaşlı efeler idare eder Bu efeler oyunu iyi bilen, disiplinli sözü geçen kişilerdir Onlar oynarken diğerleri konuşmaz göz ucuyla efeyi takip ederler Efe deha aha gibi nara atınca herkes yeni bir figürü yapmaya başlar Figür değişmelerinde şaşırma olmaz Müzik, figür değişmelerini belli eder. Bunu o-yuncular bilir Yeri geldiği zaman efe narasını atar ve bütün oyuncular yeni bir figüre geçerler Oyuncular birbirlerinin ellerini tutmazlar Oyunlar daire biçiminde ve soldan sağa doğru oynanır.

Bu oyunlarla ilgili olarak kaynak kişiler şöyle bir hikâye anlatmaktadır “Müslümanlığın Türkler arasında yayılmaya başlamasından sonra düşman veya rekabet halinde bulunan kabilelerin arasında geçen savaşlarda, iki düşman kabilenin en güçlü oyuncularını oyuna çıkararak aralarında geçen savaşı, İkili Güvende oyu-nuyla anlatmaya çalıştıkları, bundan sonra oynanan Toplu Güvendenin savaşın genel havası ve en son olarak oynanan Benginin de kazanan tarafın esirlerin etrafında düzenledikleri şenliğin ifadesi olduğu anlatılmış"

Oyunların öğrenimi husus oldukça zordur. Özel bir öğretim şekli yoktur Fakat iki üç yıl öncesine kadar kış aylarında haftada bir gün zeybeklerin kendi aralarında sohbet toplantıları düzenledikleri ve bu toplantılarda oyunları öğrendikleri bilinmektedir Sohbet toplantısı şu şekilde gerçekleşmektedir Gönüllü bir kişi sohbetin yapılacağı köyde duyulduğu zaman bütün köy halkı kendi yaş guruplarına göre aynı gece ayrı ayrı yerlerde buluşurlar 7-8 veya 10 evde sohbet düzenlendiği olur Sohbet başlamadan önce her sohbet için toplantıyı idare eden bir “Dayıbaşı" seçilir Dayıbaşı sohbetin her şeyinden sorumludur Kimse ona itiraz edemez ve herkes ona itaat etmek zorundadır Bu nedenle Dayıbaşı sözü geçen ve sevilen kimselerden seçilir Sohbette yenilir, içilir, fıkralar hikâyeler anlatılır Kadınlar bu sohbete katılmaz ama sohbeti seyrederler Bu seyretme işinin avantajlı tarafı sohbete katılan bekar erkeklerin sevdikleri de seyirci olarak o anda bulunuyorsa sohbet daha zevkli geçer Çünkü yavuklular kendini beğendirmek için bütün marifetlerini ortaya dökerler Sohbet devam ederken isteyen olursa Dayıbaşından izin almak suretiyle diğer sohbet toplantılarına misafir olarak gider ve oradaki eğlenceye katılır Böylelikle köyün içindeki bütün sohbet evleri guruplar halinde dolaşılır Köyün içi insanlarla dolar taşar.

Oyunlara iştirak eden çalgılar, kılarnet ve davuldur Kendi aralarında oynadıklarında darbuka, def, zilli maşa kullanılır 50-60 yıl öncesinde oyunlarda davul ve zurnanın kullanıldığı tesbit edilmiştir.

Pamukçu oyunlarını en iyi oynayan meşhur oyuncular:İkili Güvende de Kazım Kabakcı Efe (Lakabı Civelek) Halil İbrahim Dal (Lakabı Süvari) Bu iki Efe oynadıkları zaman kendilerinden geçtikleri ve çok güzel oynadıkları söylenmektedir Bu efelerden başka Hacı Necip Şengül (Çakıroğlu) İsmail Efe (Helvacı) Mehmet Ali Erik (Barut) birlikte İkili Güvendeyi iyi oynayan efelerdendir.

d) Kıyafetler:

Başta koyun yününden yapılan keçekülâh bulunur Üzerine renkli poşu sarılır Boynunda yazma vardır Yazmanın kenarları tırtırlı ve işlemelidir İçerde delme yelek olur, en içe giyilir Delme kolsuz yelektir Çufa (çuha)dan yapılır Önü açıktır Düğmeli de olabilir Zıbın ise bugünkü mintanla aynı olup kollu ve önden düğmelidir Yalnız yakası yoktur En üste giyilen cepkenin kolları ise koltuk altından bileğe kadar yırtık-tır Yani önünden aşağıya kadar sallanan ayrı bir parçadırOynarken sağa sola sallanır.

Cepkenin üzeri işlemelidirKumaşı aynı çufa kumaştan yapılırİç kısmı beyaz veya kırmızı astarlıdırCepkenin üzeri,kaytan veya tergil denen siyah renkli sim veya benzeri ipliklerle elde işlenir.

Bele önce kuşak adı verilen yerli dokumadan beyaz renkli bez sarılırFazla uzun olmazkuşağın ön kısmı burularak sarılır Bunun üstüne trabulus veya şal denilen renkli kuşak sarılır Bele bir de yağlık takılır Yağlık nişanlı kızların nişanlılarına yaptığı mendildir Erkekler şimdiki ipekli mendili de takmaktadırlar.

Altta şalvar (potur) bulunur Şalvar dize kadardır Uçkur kısmı beyaz renklidir Ağı boldur Dize doğru daralır Bu da çufa kumaştan yapılır ve cepken gibi işlemelidir.

Ayakta çorap bulunur ama çorap gözükmez Çünkü diz ile ayak bileği arasında tozluk bulunur Yine çufa kumaştan yapılmıştır Mavi renklidir Üzeri kaytanla işlemelidir Tozluk diz üstünden kırmızı püsküllü bağcıklarla dize bağlanır Püsküller bacağın dış kısmına gelir Ayakta siyah yemeni vardır.

Eskiden bele deriden silâhlık takılırmış 3-4 kat olan bu silâhlık arasına kama, para kesesi, tütün tabakası konulurmuş” (15)

Bengi oyunu oynanırken bir ara oyunda kısa bir kesinti olur Bu kesinti sırasında zeybekler tozluklarını, feslerini, poşularını ve kuşaklarını kontrol etme ve düzeltme fırsatını bulurlar(16) Bu kısa kesinti sırasında bir şiir okunur ki bu şiir, oyunun Atatürk'le ne kadar özdeşleştiğinin bir kanıtıdır Şiirin tamamı şöyledir:

ŞANLI EFEM

Ey gönlüm kâbesi sevimli Anadolu
Her tüten ocağında şeref şan dolu
Arslanlar yatağıdır memleketin Ege’si
Ruhlara gıda verir mor cepkenli efesi

Hey Anadolu’nun Marmara’sı Ege’si
Dalga dalga şavkıdı Edremit’in körfezi
Bilmem bir büyümü var toprağında taşında
Onbinlerce efem sınırının başında
Gördük efelerini İstiklâl Savaşı'nda

Tarihlere sığmaz ki kazandığım zaferler
Sarsılmaz bir imanla sana bağlı gönüller
Ey palası parlayan devirler açan efem
Ey gözleri nur dolu şimşekler çakan efem

Manisa Dağları'na efem yaraşır hey
Mavi gözler semalara karışır
Kısrak sırtı bizimdir
Aydın’ın doruğu efe ocağı hey

Rüzgâr eser efemin köyüne
Oynasın hele bir gör düğün yerinde
Bastıkça çürür virane gibi sarsılır yer
Şan üstüne şan yarat ki efem
Bu millet bunu bekler

Balıkesir Ovası'nın bağı var bostanı var
Pamukçu Efesi’nin ünü var destanı var
Arslan Efe’m çete olmuş Ata’dan fermanı var
Davul vursun, klarnet çalsın
Çifte kazan kaynasın
Mor kadife sırma cepken efelerin oynasın
Esra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ataturkun, atatürkün en sevdiği halk oyunu balıkesir bengisi, balikesir, balıkesir bengisi halk oyunu, bengisi, en, halk, oyunu, sevdigi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Balıkesir Halk Oyunu Kıyafetleri - Balıkesir Yöresi Halk Oyunları Giysileri Esra Balıkesir 0 15.07.10 22:32
Ağırlama Halk Oyunu Resmi - Ağırlama Halk Oyunu Fotografı - Ağırlama Halk Oyunu Esra Çorum 0 14.07.10 16:31
Bıçak Halk Oyunu Resmi - Bıçak Halk Oyunu Fotografı - Bıçak Halk Oyunu Esra Rize 0 14.07.10 16:17
Derino Halk Oyunu Resmi - Derino Halk Oyunu Fotografı - Derino Halk Oyunu Esra Malatya 0 14.07.10 16:02
Koçeri Halk Oyunu Resmi - Koçeri Halk Oyunu Fotografı - Koçeri Halk Oyunu Esra Muş 0 14.07.10 15:58


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:21 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2