Tualimforum.com  

Geri git   Tualimforum.com > KÜLTÜR VE SANAT > Biyografiler > Diger Ünlülerin Biyografileri
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Diger Ünlülerin Biyografileri Gazetecilerin biyografisi,Radyocuların biyografisi,Bestecilerin biyografisi,İllizyonistlerin biyografisi,Televizyoncuların biyografisi,Akademisyenlerin biyografisi,Tarihteki önemli kişiliklerin biyografisi.Mankenlerin biyografisi,Modellerin biyografisi,Dizi oyuncularının biyografisi,Kategorisi olmayan biyografiler...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Erman Ilıcak Biyografisi - Erman Ilıcak Hayatı - Erman Ilıcak Kimdir?
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
6246

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 10.03.11, 23:32   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Moderator
 
Başak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 7.449
Konular: 6324
Puan Grafiği
Rep Puanı:10390
Rep Gücü:117
RD:Başak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to beholdBaşak is a splendid one to behold
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 53
332 Mesajına 1.018 Kere Teşekkür Edlidi
:
Standart Erman Ilıcak Biyografisi - Erman Ilıcak Hayatı - Erman Ilıcak Kimdir?

Erman Ilıcak Biyografisi - Erman Ilıcak Hayatı - Erman Ilıcak Kimdir?


13 yıl önce, birkaç bin dolarlık ilk işini St. Petersburg’ta “İtinayla tamirat yapılır” diye seri ilan gazetesindeki küçücük bir reklamla buldu. 13 yıl sonra, Rusya'da 2 milyar dolarlık toplam cirosu, 10 bin çalışanı ile dünyanın en büyük 86. inşaat şirketinin patronu oldu... Onu Türk kamuoyu, son dönemde "1,5 milyar dolarlık Zeytinburnu projesini kazanan genç işadamı" diye biliyor. Rönesans İnşaat’ın 40 yaşındaki sahibi Erman Ilıcak, tevazusundan bir şey kaybetmeksizin “Artık bizim misyonumuz, herkesin çok ve dürüstçe çalışarak büyük şirket olabileceğini kanıtlamak” diyor.

Delikanlı 27 yaşındaydı. Cebinde varı yoğu 30 bin dolar parası, önünde ilk adımını atmaya hazırlandığı “yeni hayat” vardı. Bundan tam 13 yıl önceydi. Yıl 1994’tü. Rusya’nın da “yeniden doğuş”u yaşadığı çalkantılı yıllardı. St. Petersburg’ta “Rönesans” adıyla ilk şirketini kuruyor, bilinmeyene doğru yelken açıyordu. “Ne olursa olsun başaracağım, başarmalıyım” diyordu kendi kendine. Yola 5 bin dolarlık tamirat işleriyle başlayan, 13 yıl sonra iş hacmi yılda 1 milyar doları bulan, 10 bin kişinin ekmek yediği devasa bir şirketin başında, gerçek bir “başarı öyküsü”nün kahramanıydı.
Erman Ilıcak, 1967’de Malatya’da doğdu. Hayatının ilk yılları, avukat olan babasının işinden dolayı Malatya ile Ankara arasında geçti. Evin en büyük çocuğuydu, iki kız kardeşine de ağabeylik yaptı. Liseyi başkentin en köklü eğitim kurumlarında TED Koleji’nde okudu, üniversitede ne istediğine tam karar veremeden tercihlerini yaptı, tombaladan ona ODTÜ İnşaat çıktı. Zaten o meslek olarak “özellikle şunu olayım” diye odaklanmamıştı, ama orta halli bir ailenin evladı olarak, “Hayatımda ne olursam olayım, başarılı olayım” diye düşünürdü her zaman. Ankara’da o yılların siyasi ortamında solun hakim olduğu Cebeci’de yaşıyorlardı. “Devrimci ruh o zaman içimize sinmiş”diye gülümsüyor laf o günlerden açılınca. “Koleje gittiğim anlaşılmasın diye, göğsünde arma olan TED ceketimi çantaya koyar, okulun önünde giyerdim” diyor.
Daha okul bitmeden, 3.sınıftayken talih ona ilk kez göz kırptı. Tesadüfen, ENKA İnşaat’ın patronu Şarık Tara ile tanıştı. ENKA’da yazları staj yapmaya başladı. Okul bitti. Kendi deyimiyle “Yine Şarık Ağabey’in torpiliyle” bu kez İstanbul’daki şirket merkezinde iş buldu. “Şarık Ağabey, eğitimli gençlere fırsat vermek, onların önünü açmak Türkiye için en büyük yatırımdır diye düşünüp bana ve benim gibi birçok gence şans verdi. Bugün bir yerlere geldiysek öncelikle onun bize bu şansı vermesine borçluyuz” diye şükranla anıyor duayen Şarık Tara’yı.
90’ların başıydı. Erman Ilıcak, ENKA’nın Irak şantiyelerinden birine gitmeyi beklerken, savaş çıkınca onu Libya’ya yolladılar. 1,5 yıl orada çalıştı. Bu arada, üniversiteden sınıf arkadaşı Avni Akvardar Rusya’ya gelmişti. Erman Ilıcak’a da sık sık mektup yazıyor, Rusya’nın potanisyelinden, hayatın temposundan bahsediyordu. O zaman, iş yaşamının ilerleyen yıllarında Avni Akvardar (fotoğrafta en sağda) ile yollarının kesişeceği, omuz omuza büyük başarılara imza atacaklarını tabii ikisi de hayal bile etmiyordu. Libya’da iş bitti. Erman Ilıcak’ı ENKA’nın Minsk’teki ofisine, Belarus’a yolladılar. Sovyet coğrafyasına adım attığında yıl 1992 idi. Libya’da şantiyede koşturmuş, işin pratiğini ve takım ruhunu öğrenmişti. Minsk’te masa başında çalışırken sık sık yenş projeler kovalamk için onu bölgedeki başka şehirlere ve bu arada St. Petersbrug’a da yolluyorlardı.
“Daha ilk gelişimde St. Petersburg’un güzel bir pazar olduğunu anladım. Müthiş bir restorasyon ihtiyacı vardı. Ama işlerin çapı Moskova kadar cazip değildi. ENKA için küçük işlerdi” diye anlatıyor. Minsk ofisinde geçen 1,5 yıl, önünün fazla açık olmadığı bir ofis ortamı 26 yaşındaki Erman Ilıcak’ı sıkar. Aklında St. Peterbrug vardır. O arada, yurtdışında geçen birkaç yılda 30 bin dolar para biriktir. Bunu işe başlamak için o günün Rusyası’nda yeterli bir sermaye olarak görür. Planını yapar. Bir ortaklık fikri çıkar. St. Peterbrug’ta şirket kurmaya karar verir. Kendisi iş bulacak, Libya’da beraber çalıştığı bir arkadaşı şantiyenin başında durup işleri yapacak, Ankara’daki teyze oğlu da işin lojistik ayağını kuracaktır. Müstakbel ortakların eşleri kocalarını bırakmaz, birşeyler yolunda gitmez ve Erman Ilıcak ENKA’dan ayrılıp, St. Petersburg’a gelmiş iken ortaklık başlamadan biter. “Artık köprüleri yakmıştım. Tek başıma da olsa başlayacaktım. Ve 1994 ocak ayında,benim için de yeni bir hayat anlamına geldiği için, ismini Rönesans koyduğum şirketi kurdum” diye hatırlıyor o zor dönemi.
Erman Ilıcak, üç ortaklı şirketle olarak 5-10 milydon dolarlık işlere talip olmayı planlarken, tek tabancı kaldığında çıtayı iyice düşürmek zorunda kalır. 5-10 bin dolarlık ofişs tamiratı işlerine bile razı olur. Şirketin ve ekibin ilk kuruluş dönemini, ilk işlerin alınışını onun ağzından aktaralım:
“Küçük bir ofis tuttum. Bir ‘İz Ruk v Ruki’ (‘Elden Ele’ adlı ünlü bir seri ilan gazetesi) aldım. Bugün hala beraber çalıştığımız ve şirketin önemli mevkilerine yükselmiş üç Rus elemanı, o seri ilanlardan buldum. ENKA’dan tanıdığım bir kalfa vardı, onu da çağırdım. Sonra yine ‘İz Ruk v Ruki’ gazetesine, bu kez ‘İtinayla tamirat işleriniz yapılır’ diye küçük bir ilan verdim. Ve beş kişilik o ekip, 5-10 bin dolarlık küçük işlerle yola çıktık. O arada sabun, inşaat malzemesi gibi bazı ürünleri de Türkiye’den ufak ölçeklerle getirip sattık ki, bir yandan da elimizde nakit para olsun. Ve o ilk yılın sonunda 600 bin doları inşaattan olmak üzere 1 milyon dolar ciro yaptık. Çark dönmeye başlamıştı.”
Rönesans İnşaat 96’ya kadar, iki yıl bu ufak tefek tamirat işleriyle yavaş yavaş büyür. İlk büyük iş 1996 başında gelir. 10 milyon dolarlık bir devlet ihalesi için onlardan da teklif isterler. O sırada St. Petersburg piyasasında bir tek Finlandiyalılar ve tek tük Rus inşaat şirketleri vardır. Rönesans o ihaleyi alır. Ve arkası çorap söküğü gibi gelmeye başlar.
Rönesans’ın kabuğunu çatlatıp dünya devleriyle aynı kulvara yükselmesinde, Baltika Bira’nın işlerinin payı inkar edilemez. 1997’ye geldindiğinde, Rusya’nın en hızlı büyüyen şirketlerinden olan Baltika, inşaat işlerini genelde Finlilere veriyordu. Yeni bir ihaleye, rekabet olsun diye Rönesans’ı da davet ettiler. Erman Ilıcak o günleri şöyle anlatıyor:
“O ihalede Finlilerin verdiği fiyatın yarısını verdik. Onların malzemesiyle, onlardan daha hızlı ve ucuca yaptık işi. Böylece bizim genelde galip çıktığımız bir tekabet ortamı oluştu. O günden sonra Baltika’nın yaptığı 120 ihaleden 111’ini biz kazandık. 1997’den 2003’e, sadece Baltika’ya 150 milyon dolarlık iş yaptık.”
O sırada Rusya’yı çökerten 1998 ekonomik krizi patlak verir. Şirketlerin çoğu büyük zararlara uğrarken, Rönesans krizden büyüyerek çıkar. Bunda en önemli etkn, Baltika Bira’nın krize rağmen yatırımlara devam etme kararı alması ve birbiri ardınca yeni fabrikalar kurmasıdır.
Kaderin cilvesine bakın ki, Erman Ilıcak yıllar önce kendisini sürekli Rusya’ya çağıran ODTÜ’den sınıf arkadaşı Avni Akvardar ile, St. Petersbrug’ta tesadüfen karşılaşır. Akvardar’ın, Kransodar’da evlendiğini ve oraya yerleştiğini öğrenir. Rönesans iyice büyümektedir, Akvardar’ı ekibe davet eder. Eski dost kabul eder.
Ancak kriz, zaten zor olan koşulları daha da ağırlaştırır. Rusya’da can ve mal güvenliğinin garantisinin olmadığı kaos dönemleri yaşanmaktadır. Rönesans artık bin kişinin çalığtığı bir şirket olmuştur ama 31 yaşındaki Erman Ilıcak da gecesini gündüzüne katarken bir hayli yıpranmıştır.
O ara Türkiye’ye gider. Kafası karışıktır. Zaten o güne dek çok iyi para kaznmıştır. Özellikle İstanbul’da ODTÜ’lü eski arkadaşlarını, onların renkli sosyal hayatlarını, Rusya ile kıyaslanamayacak rahat ortamı görünce derin düşüncelere dalar. “Hayatının geri kalanını hiç çalışmadan, rantını yiyerek geçirebilirsin. Bekarsın, altına bir Ferrari çeker hayatını yaşarsın. Paparazzilere malzeme bir hayat sürersin. İstediğin bu mu?” diye sorar kendine. St. Petersbrug’ta güneşe hasret geçen günleri, stresin eksik olmadığı iş hayatını, çalışmaktan başka bir şeye vakit bırakmayan temposunu düşünür. Zaten krizdeki Rusya için herkes “10 yıldan önce ayağa kalkamaz” diye karamsarlık edebiyatı yapmaktadır. Bir seçim yapma zamanı gelmiştir artık. Ve kendisine verdiği cevabı bugün şöyle hatırlıyor:
“Dedim ki kendime: Baştan bu iş para kazanmak içindi, rahat bir hayata ulaşmak içindi. Ama artık paradan daha önemli bir şey var. Bundan sonra herkese, çok çalışılırsa sıfırdan büyük bir şirket olunabileceğini, dürüstçe çalışarak çok yukarılara gelinebileceğini göstermek lazım. Allah bize böyle bir misyon verdi demek ki, bu yolda yürüyelim, gittiği yere kadar götürelim. Ve bu kararı verince St. Petersburg’a döndüm”.
Sonra Rönesans, St. Petersburg’tan çıkıp Rusya’ya yayılmaya başlar. Avni Akvardar’ın yönetiminde Moskova ofisi açılır. Normalde ikili ilişkilerle iş almak üzerine kurulu olan klasik müteahhitlik anlayışından çıkılır ve “pazarlama bölümü” kurulur. Zaten resmi kurumlardan aldığı işler cirsounun yüzde 5’ini geçmeyen şirket, artık potanisyel müşteri şirketleri kapı kapı dolaşıp işler almaya başlar. Bunun faydası, Baltika’nın inşaat işleri bitince anlaşılır. O arada özellikle fabrika ve alışveriş merkezileri inşaatı üzerine uzmanlaşan Rönesans, sürekli yeni işler almaya başlar. Uluslararası şirketlerin fabrikalarından Mega alışveriş merkezlerine kadar birçok büyük işi Rönesans alır. Tümen’den Yaroslavl’a, Perm’den Kransodar’a birçok şehirde şantiyeler yükselir. Bu arada şirkette yönetici ortaklar da oluşmaya başlar, böylece ekip ruhu canlı tutulur. Erman Ilıcak, “Kolej yıllarında basketbol oynardım. Bu bana, hiç kimsenin tek başına süper star olamayacağını, birlikte kazanılıp birlikte kaybedileceğini öğretti. Böylece, şirket büyüdükçe paylaşmayı da başardık” diyor.
Bu müthiş tempo, 12. yılın sonunda Rönesans İnşaat’ı 2005 sonunda dünyanın en büyük inşaat şirketleri arasında 86. sıraya yükseltti. 2006 değerlendirmesinde ilk 50’de yer bulacağından kuşku yok. Bugüne dek 2 milyar dolarlık işe imza atan şirketin, sadece 2006’da aldığı iş miktarı 900 milyon dolardı. Artık Türkiye’de de büyük yatırımlar yapıldı, yapılıyor. 15 yeni iş alışveriş merkezi proje aşamasında. En son Türkiye’nin gündemine oturan İstanbul Zeytinburnu’nda 1,5 milyar dolarlık marina-iş ve eğlence merkezi yatırımı ihalesini de başını Rönesans İnşaat’ın çektiği konsorsiyum kazandı. Bu proje gerçekleşirse, Erman Ilıcak için “amiral gemisi “olacak. Şirket artık Rusya’da da sadece müteaahit değil, büyük bir emlak yatırımcısı. Ilıcak, “Önümüzde en mükemmel örnek olarak ENKA var, başka yere bakmaya gerek yok. Biz de emlak yatırımlarıyla büyüyoruz. 2007 sonunda sadece St. Petersburg’ta kendimize ait 90 bin metrekare kiralık ofis alanı üretmiş olacağız” diyor. Ilıcak ekliyor: “Rusya benim için deplasman değil. Burada 15 yıllık deneyimim var. Kendi evimde gibiyim. Ruslara saygım, sevgim ve güvenim sonsuz. Bizim başarımızın sırrı da Türk-Rus sentezini iyi yapmamız”.
Ilıcak’a Rusya’da başarının sırrını sorduğumuda, “Herşeyin başı tedbirli olmak. Sonra verdiğiniz sözü tutmak ve tutamayacağını sözü asla vermemek. Çünkü Ruslar sözlerinin eri insanları ve sizden de aynısını beklerler. Bir de dostlarınızdan etrafınıza yıkılmaz birduvar öreceksiniz, onu öremediyseniz çabuk yıkılırsınız” diyor.
Türk-Rus ilişkilerine bakışını da soruyoruz Erman Ilıcak’a. Ilıcak, Türk-Rus devletlerarası ilişkiler ne kadar iyi olursa, Türk şirketlerinin bu ülkedeki başarılarının da daha fazla olacağını vurguluyor. “Rusya henüz yolun başında. Büyümesine hızla devam edecek. Ve kısa sürede G7’de il üçe girecek. Rusya’nın nitelikli iş gücüne ve işe ihtiyacı hep olacak. Biz de bu boşluğu dolduracağız. Ama nitelikli işler yapmamız kaydıyla pazarda ayakta kalabiliriz. Türkiye ile Rusya’nın karşıklı olarak birbirlerine ihtiyacı var. Türkiye’de Rusya’nın potanisyeli tam olarak anlaşılmıyor. O platformu oluşturmak ve iyi anlatmak lazım” diyor.
Ilıcak, artık hayatını işine adamış 37 yaşında başarılı bir işadamı. Rusya’nın ünlü seri ilan gazetesi “İz Ruk v Ruki”ye verilen birkaç dolarlık bir seri ilanla çıkılan yolda, son solarak Forbes dergisi onu 711 milyon dolarlık servetle Türkiye’nin en zengin 47’nci ismi ilan etti. Ilıcak gözden uzak, mütevazı bir yaşam sürmekten ziyadesiyle memnun. Ailesi Ankara’da yerleşik. Kendisi de ayın yarısını orada, kalanının İstanbul ve Rusya’da geçiriyor. 4 yaşındaki oğlu Kerem’e, dergimiz baskıya girerken bir kız kardeş gelmek üzereydi. Erman Ilıcak itiraf ediyor: “Benim tek hobim işim. Başarıya endeksli insanların ikinci bir meşgalesi olmuyor. Ben herkesin bir varoluş sebebi ve misyonu olduğuna inanıyorum. Benimkisi de bir dinamo gibi çalışıp etrafına ışık vermek. Üstelik ben kendi ailem dışında, artık 10 bin kişilik bir aileye de sahibim”.
--------------Tualimforum İmzam--------------
Yeniden gülmem için
Beni baştan sevmen lazım.......
Başak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
biyografisi, erman, erman ilıcak, erman ilıcak biyografi, erman ilıcak biyografisi, erman ilıcak hakkında, erman ilıcak hayatı, erman ilıcak kimdir, erman ilıcak özgeçmişi, erman ilıcak resimleri, erman ilıcak yaşamı, hayati, ilicak, kimdir, türk işadamı erman ilıcak, türkiyenin zengini erman ilıcak


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Erman Kılıç Biyografisi - Erman Kılıç Kimdir - Erman Kılıç Hayatı - Erman Kılıç Yaşam Kartal Futbolcuların Hayatı ( Biyografileri ) 0 17.05.13 12:19
Erman Burmalı Biyografisi - Erman Burmalı Hayatı - Erman Burmalı Kimdir? Okyanus Diger Ünlülerin Biyografileri 0 18.02.12 18:52
Ayten Erman Biyografisi - Ayten Erman Hayatı - Ayten Erman Kimdir? Okyanus Türk Sinema Sanatçılarının Hayatı ( Biyografileri ) 0 13.02.12 21:09
Cem Erman Biyografisi,Cem Erman Hayatı,Cem Erman Kimdir? Başak Diger Ünlülerin Biyografileri 0 18.01.10 12:31
Erman Ender Biyografisi-Erman Ender Hayatı-Erman Ender Yaşamı-Erman Ender Kimdir? Akasya Hiphop - Rap Müzik Şarkıcılarının Hayatı ( Biyografisi ) 0 23.12.09 00:04


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:21 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2