tualimforum.com  

Geri git   tualimforum.com > KÜLTÜR VE SANAT > Dini Konular > Dini Şiirler-İlahiler
amp;markreadhash=guest" rel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul etrel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Dini Şiirler-İlahiler Dini şiirler ve ilahiler,Flash ilahi ve dualar.....


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Gül Çağı
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
565

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 15.08.09, 04:17   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Delta Üye
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 581
Konular: 477
Puan Grafiği
Rep Puanı:4924
Rep Gücü:0
RD:ÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond reputeÇisiL has a reputation beyond repute
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 1
58 Mesajına 389 Kere Teşekkür Edlidi
:
icon1c Gül Çağı

Gül Çağı








Ondört asır evvel yine bir böyle geceydi.
Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.
Bahardı...
Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan insanlardı...
Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı.
Ve zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı...

Bahardı...
İçerde, Âmine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir Gül kokusu vardı...
Kaç bin senedir beklenen yâr, meğer o yârdı.
Arasına sınır taşları dikilmiş zamanın saadet damıttığı çağlar, işte o çağlardı.
Gece seherlere uzardı ve dudaklarında Âmine’nin “Gülüm!” diyen bir gülümseme tekrarbetekrardı.

Sevgili o gece bir “Gül” oldu, ve beşeriyet gülü bir cins ad olmaktan o gün çıkardı.


Gel ey vahdetin Gül’ü, hasretin Gül’ü...
Kokunla gel ve renginle gel!..
İlhamın ve âhenginle gel!..
Aşkınla olmazsa sevginle gel!..
Gel ki serazad kuşlarca süzülsün yürekler çiçeklere; ve çiçekler yenik düşsün aşkını eleyen kelebeklere...
Gel de, gizemli alfabelerle yazılmış mektuplarını bebekler okusun; gel, kınalı parmaklar tezgahlarda cümle cümle şiirlerini dokusun...

Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun, neyler üveyiklere ağlasın ve ölümsüz besteleri Gül adına çalınsın aşk tanburunun.

Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan bahtımızı Gül’e döndüren Haberci...
Gel ey, sevgilerinden sıyrılan vicdanları mor salkımlı zamanlarda kurtuluşa ulaştıracak Elçi...
Şafaklarına kırağı düşmüş aldanışları pişmanlıkla yuyup yıkayan ihtiyar adamlar ve genç kızlar için gel, aşksızlığının kör akşamlarını mezar taşlarında tekrar be tekrar okuyan dolunaylar ve yıldızlar için gel.
Yıldızlarına uyabilelim diye bizi şevklendirmek ve şavklandırmak için de gel; birimizi birimize sevdirmek, birimizle birimizi sevindirmek için de gel...
Mekanların daraldığı ve zamanların dürüldüğü depremler gibi gel ve titret içimizi Sevgili...
Ta ki bülbüller bir Gül için söylesin en müstesna şarkılarını:

Kâşki sevdiğimi sevse kamu halkı cihân

Sözümüz cümle hemân kıssai cânân olsa


Gül’e söz verelim, defterimizdeki karaları aklamak için...
Gül’ü sevdiğimizi söyleyelim, içimizdeki kirleri paklamak için...

Aç bir karnı doyuralım Gül adına, Hakk’ın da kuşları rızıklandırdığını hatırlayıp...
Sıkıntıdaki dostun imdadına koşalım Gül’ü anarak, gül alalım, gül satalım...
Hayırlı işlere önayak olalım Gül çağında, ta ki ateş vaktinde güller açsın yüzümüz...
Bir merhabayı Gül hatırına söyleyelim küstüklerimize, hani helal lokma yer gibi...
Doğrulardan ve iyilerden çoğaltalım dostlarımızı Gül bahçesinde, ta ki bir sarsılışla sarsıldığımızda arkadaşlardan saysın yıldızlar bizi. Ve ağlayalım hasretiyle Gül’ün, ki arıtsın bağrımızın pasını yaşlar...
Göz son kez kapanmadan, birkaç damla ile olsun...
İnci, mercan hediye!..
Bir Aşk Masalı:

Kıl şebistânı müşerref kim nisârun kılmağa

Rişteden dürler çeküp cem’ eylemiş dâmâne şem

Diyor ki Fuzulî:

Bir âşık varmış vaktiyle; muma benzeyen bir âşık...
Mum gibi yalnız, mumleyin başında ateş...
Yanar yakılırmış geceler boyu ve gönül ateşiyle aydınlatmaya çalışırmış hicranın ve hasretin karanlıklarını...
Hiç uyumaz, dilinde sevgili adı, göz kapıda, beklermiş durmadan...
Gecelerden bir gece, belki bir vuslat gecesi olur da sevgili geliverir diye umutlanır, bu umutla tıpkı mum gibi can ipinden inciler döker, ve eteklerinde biriktirirmiş yığın yığın...
Ta ki sevgili geldiğinde hazırlıksız yakalanmış olmasın ve yüz görümlüğü olarak ayağına saçacağı incileri bulunsun...

Gül yüzüne bakacak yüz ver bize Taala!...
Vuslat için aşk ver bize Allah'im!..

Prof.Dr.İskender Pala
ÇisiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
cagi, gul


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Çocukluk Çağı Tümörleri ve Tedavisi Fenci Göz Hastalıkları 0 22.12.09 19:07
Anadoluda Selçuklu çağı Mimarlığı Renklerin Dansı Türk Sanat Tarihi 0 18.11.08 20:14
Okul çağı çocuklarında şişmanlık (obezite) Güllü Çocuk Hastalıkları 0 21.10.08 21:49
Aydınlanma Çağı SERDEM Felsefe 0 09.08.08 13:55
Dünya Kültür ve Tarihi-Aydınlanma Çağı Kedi Türkçe-Edebiyat-Dil Bilgisi 3 17.03.08 11:21


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:58 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2