tualimforum.com  

Geri git   tualimforum.com > TUALİM KAFE > İçinizden Geldigi Gibi
amp;markreadhash=guest" rel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul etrel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İçinizden Geldigi Gibi Karalama Tahtası,Hikayeler,makaleler,köşe yazıları,size ait yazılar,duygularınız,İçinizden geldiği gibi...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Cem Yilmaz In çocukluğu :))
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
492

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 25.07.09, 20:18   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Epsilon Üye
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 130
Konular: 74
Puan Grafiği
Rep Puanı:2086
Rep Gücü:0
RD:enkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond reputeenkidu has a reputation beyond repute
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 0
27 Mesajına 61 Kere Teşekkür Edlidi
:
Standart Cem Yilmaz In çocukluğu :))



Ben çocukken çok salaktım.
Edip Akbayram'ın ismini Edi zannederdim. Yani o, benim
için 'Edi Pakbayram'dı.
Ablama, 'Nasıl olup da koca bir günü canın sıkılmadan evde
oturarak geçiriyorsun?' demiştim. 'Büyüyünce insanın canı sokakta oynamak istemez ki'
cevabını vermişti. Uzunca bir süre büyüyüp büyümediğimi
anlamak için kendime,
'Canın sokakta oynamayı istiyor mu?' diye sormuştum.
Annem erkeğin cinsel organını 'pipi' kadınınkini 'kutu'
olarak tanımlamıştı. O
zamanlar TRT'de Cenk Koray'ın sunduğu 'Tele Kutu' diye bir
yarışma vardı.
Yarışmacılar, 'Hayır Cenk Bey, ben kutumu açmak istiyorum'
deyince koşarak
odadan kaçardım.
Sabahları kalktığımda aklımın hala yerinde olup olmadığını
anlamak için 2+2, 3+4
gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru olunca da
çok sevinirdim.
Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRT'ciler çekim için
oradaydı. Beni oynarken
çektiler. Yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm
çocuk programını izlemek
için televizyon başına geçti. Kendimi ekranda görünce,
'Beni niye parkta
unuttunuz?' diye gözyaşlarına boğulmuştum.
'Geri vites' kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp
arkaya doğru bakınca
araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.
Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma
külahlarının sivri kısmıyla
kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da
külahların sivri
kısımlarını yemem. Çöpe atarım.
Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir
gün gelsin istiyordum.
Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni
de Bizans askeri
yapardı. Sonra evire çevire döverdi. Çok mühim bir şey
yaptığımı sandığım için
canım yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.
Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini
sanırdım.
Bulmacalardaki, 'Annenin erkek kardeşi' kısmına dayımın
beş harfli ismini
sığdırmaya çalışırdım.
Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar
hoşuma gitmişti ki,
evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak
sanat merakım annemin
yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son
bulmuştu. Hem gönlünü almak
hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dahiyane bir
fikirle öğretmenimin
yanına gittim. 'Annem' yazısını patatese oydurttum.
Sevinçle eve gelerek
soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun
her tarafına bastım.
Sonra da annemin karşısına geçtim. Beni o halde görünce
ağlamaya başlamıştı.
Madonna ile Maradona'yı kardeş zannederdim. Kendi kendime,
'Bunların babası ne
şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri müziğin
kraliçesi' derdim.
Birinden özür dilediğim zaman Allah'ın bana bir özür
vereceğini sanırdım. Sakat
olacağımı düşünüp hemen 'dilediğim özrü' geri alırdım.
Kurban Bayramı'nda toplanan derilerden uçak yapıldığını
sanırdım. Uçakların dış
yüzeyi bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumu'nun
topladığını
düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş
edildiğinde ya da a
patladığında, 'Ayyy! Deri delindi!' derdim.
'Gil' diye konuşanları fakir zannederdim.
Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği,
'Sıhhatler olsun' lafını
'Saatler oldu' diye anlardım. Bunun da, 'Banyoda amma çok
kaldın' gibi bir şey
demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm.
Annemin buna karşın
niye sadece, 'Sağol' dediğini merak ederdim. 'Ne kibar
kadın', derdim.
enkidu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
cem, cocuklugu, yilmaz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Atatürkün Okul Hayatı ve Çocukluğu Başak ATATÜRK'ün Hayatı 1 23.01.15 21:20
Atatürkün Çocukluk Yılları - Atatürkün Çocukluğu ile İlgili Anı Başak ATATÜRK'ün Hayatı 0 24.10.10 19:42
Cem Yilmaz In çocukluğu :)) enkidu İçinizden Geldigi Gibi 5 01.08.09 00:03
Atatürkün Çocukluk Hikayeleri - Atatürkün Çocukluğu SERDEM ATATÜRK'ün Hayatı 0 15.12.08 20:58
H.z Muhammet(S.a.v)Hayatı-Çocukluğu ÇisiL Peygamberler 0 20.08.08 09:39


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:38 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2