tualimforum.com  

Geri git   tualimforum.com > ÇOCUK DÜNYASI > Masallar ve Hikayeler > Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri
amp;markreadhash=guest" rel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul etrel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri Çocuk masalları,Türk ve Dünya edebiyatından çocuk masalları,Çocuklar için masallar...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Gül Babanın Gülleri/Türk Tarihinden Hikayeler
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
766

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 12.01.09, 17:39   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Moderator
 
Okyanus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 9.372
Konular: 7148
Puan Grafiği
Rep Puanı:16277
Rep Gücü:183
RD:Okyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond reputeOkyanus has a reputation beyond repute
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 54
886 Mesajına 1.400 Kere Teşekkür Edlidi
:
icon1c Gül Babanın Gülleri/Türk Tarihinden Hikayeler

Gül Babanın Gülleri

Fatih Sultan Mehmed'in yerine geçen oğlu ikinci Bayezıd
avdan dönüyordu. Bir an önce saraya varıp dinlenmeyi
düşünürken atını durdurdu, havayı kokladı ve derin derin nefes
alıp ferahladıktan sonra sordu:

"- Bu güzel kokular da nereden gelir böyle?"

Yanındaki vezirlerden biri cevap verdi:

"- Devletlü Padişahım! İstanbul kuşatmasına katılan
gazilerimizden tabiat aşığı biri vardır ki, O'na Gül Baba
derler. Ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. Şu yamaçları
güllerle ve dahi türlü çiçeklerle donattı. Bu hoş kokular
O'nun bahçesinden gelmektedir."

Padişah, vezirin anlattıklarını tebessümle dinliyordu.
Sözlerini bitirince kararını bildirdi:

"- Merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek isterim!"


Artık yorgunluklar unutulmuştu. Gül Baba'nın kulübesine
doğru yürüdüler. Kulübeye doğru yaklaştıkça gül kokuları
artıyor, insanın gözü - gönlü açılıyordu. Değerli misafirlerin
geldiğini gören Gül Baba koştu, onları kapıda karşıladı.
Padişah, daha atından inmeden sordu:

"- Savaşta bastığı yeri sarsan, barışta oturduğu yeri gül
bahçesine çeviren yiğit asker, selam sana!"

Gül Baba mahçup olmuştu, güçlükle konuşabildi:

"- Sizden böyle iltifatlar görmek bizim için ne büyük
şereftir Sultanım, sağolun!"

"- Sen ki, İstanbul'u fetheden ordunun bir neferi olarak
şereflerin en büyüğünü almışsın Gül Baba. O büyük şerefin
yanında bizim sözlerimizin hükmü mü olur?"

Gül Baba tebessümle başını öne eğerken Padişah atından
indi ve Gül Baba'nın gösterdiği mindere bağdaş kurup oturdu ve
O'nun kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıp
yorgunluğunu giderdi. Sonra da şöyle bir teklifte bulundu:

"- Dilersen seni saraya alayım. Artık çalışma da yaşlılık
devrini dinlenerek geçir!"

"- Sağolun Sultanım! Burada oturmak benim için daha iyi.
Amma bir iyilik yapmak istersen, şu kulübemin bulunduğu yere
bir mektep - medrese yaptır ki, memleketimizin çocukları ilim
- irfan öğrensinler!"

Gül Baba'nın sözleri Padişah'ı çok duygulandırmıştı.
Yerinden kalkarken O'nu mutlu edecek cevabı verdi:

"- Gönlün rahat olsun Gül Baba, dilediğin olacaktır!"

Sonra bahçeyi gezdiler...

Padişah gülleri okşuyor, eğilip kokluyor ve yanındakilerle
konuşuyordu. Bu arada Gül Baba da özenle seçtiği gülleri
koparıp demet yapıyordu. Padişah ayrılırken O'na bir demet
sarı, bir demet kırmızı gül verdi. Padişah gülleri alıp
kokladı, bağrına bastı ve atını sürüp gitti.

Kısa zaman sonra ise Gül Baba'nın kulübesi yıkıldı ve
oraya büyük bir bina yapıldı. Zaman içerisinde okul oldu,
hastane oldu ama hep insanlığa hizmet etti. 1868 yılında
"Mekteb-i Sultani" adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul,
Cumhuriyet döneminde de "Galatasaray Lisesi" adını aldı.

Gül Baba'nın Sultan İkinci Bayezıd'a verdiği o güzel
kokulu sarı ve kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da
Galatasaray Spor Kulübü'nün sembolü oldu.

Gül Baba'nın türbesi bugün de orada, okulun bahçesindeki
yeşillikler arasında duruyor ve ziyaretçilerinden fatihalar
bekliyor.


Kaynak: Dr. Bahattin ERGEZEN
--------------Tualimforum İmzam--------------
Okyanus isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
babanin, gul, gulleri turk, hikayeler, tarihinden


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Çanakkale Marşı/Türk Tarihinden Hikayeler Okyanus Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri 0 12.01.09 17:50
Şeref Konuğu/Türk Tarihinden Hikayeler Okyanus Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri 0 12.01.09 17:47
Estergon Kalesi/Türk Tarihinden Hikayeler Okyanus Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri 0 12.01.09 17:34
İkinci Murad Ve Türk Kültürü/Türk Tarihinden Hikayeler Okyanus Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri 0 12.01.09 17:23
Selçuklu Türk Tarihinden Bir Demet/Türk Tarihinden Hikayeler Okyanus Çocuk Masalları/Çocuk Hikayeleri 0 12.01.09 17:17


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:28 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2