tualimforum.com  

Geri git   tualimforum.com > EĞİTİM ve ÖĞRETİM > Sınav Soruları ve Ders Notları
amp;markreadhash=guest" rel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul etrel="nofollow">Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Sınav Soruları ve Ders Notları oks - öss - kpss - ales ve diğer sınavlar,Oks sınavında geçmiş yıllarda çıkmış sorular ve cevapları,Öss sınavında geçmiş yıllarda çıkmış sorular ve cevapları,Kpss sınavında geçmiş yıllarda çıkmış sorular ve cevapları,Ales sınavında geçmiş yıllarda çıkmış sorular ve cevapları,Öss Kpss Ales ve diğer derslerin ders notları...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Dil Sınavları İçin En önemli 1000 Kelime
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
1338

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 18.04.09, 06:16   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Moderator
 
Başak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 7.449
Konular: 6324
Puan Grafiği
Rep Puanı:14270
Rep Gücü:159
RD:Başak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond reputeBaşak has a reputation beyond repute
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 53
712 Mesajına 1.307 Kere Teşekkür Edlidi
:
Standart Dil Sınavları İçin En önemli 1000 Kelime

Dil Sinavlari Için En önemli 1000 Kelime
DİL SINAVLARI İÇİN EN ÖNEMLİ 1000 KELİME

1 abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give up)
2 abbreviate = (1) kısaltmak, özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek
3 abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak, sona erdirmek (= do away with)
4 absorb = içine çekmek, emmek
5 abstain from = (alkol, ilaç vb) --- den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from) !
6 abundance = bolluk, bereket
7 abundant = bol, bereketli
8 accelerate = hızlandırmak, ivme kazandırmak *** accelerator = gaz pedalı
9 accept = kabul etmek, razı olmak
10 access = erişmek, ulaşmak
11 accessible to = ulaşılabilir, erişilebilir
12 accommodate = (misafir, konuk vb) ağırlamak (= put up)
13 accompany = (1) eşlik etmek, arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory diseases)
14 accomplish = başarmak (= achieve)
15 accumulate = (1) birikmek, çoğaltmak (2) biriktirmek, yığmak
16 accuracy = doğruluk, kesinlik
17 accurate = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precise, correct)
18 accurately = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precisely, correctly)
19 accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak, itham etmek
20 achieve = başarmak, yerine getirmek
21 acknowledge as = (1) kabul etmek, --- olarak tanımak (2) (mektup, mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek
22 acquainted with = aşina olmak, haberdar olmak (= familiar with)
23 acquire = (dil, miras, huy vb) edinmek, kazanmak (= obtain, attain) (*She acquired a huge fortune) (* I acquired Turkish but I learned English in school)
24 acquisition = edinim
25 activity = faaliyet, aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (= supporter)
26 adapt = bir şeye uyarlamak, uydurmak ( = adjust)
27 addict = bağımlı, tiryaki *** drug addict = eroin bağımlısı
28 addiction to = bağımlılık, tiryakilik
29 addition = ilave, ek
30 additionally = ayrıca, bunun yanı sıra, buna ilaveten (= furthermore, moreover)
31 adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently)
32 adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)
33 adjustment = düzeltme,intibak, uyma
34 administer = (1) idare etmek, yönetmek (2) (damardan ilaç vb) vermek, sağlamak
35 admire = hayran olmak
36 admit = kabullenmek, itiraf etmek
37 adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2) (önlem, tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek (dil, din vb)
38 adore = çok sevmek, tapmak
39 adverse = zıt, kötü
40 advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (= support)
41 affect = etkilemek (= influence)
42 aggravate = gittikçe kötüye gitmek, fenalaşmak (= deteriorate, worsen)
43 aggressive = saldırgan
44 aid = yardım etmek (= help)
45 alien (to) = yabancı
46 alongside = yanında, bitişiğinde (beside, next to)
47 alter = değiştirmek (= change)
48 alteration = değişiklik
49 amazing = şaşırtıcı, hayran bırakıcı (= astonishing)
50 amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi)
51 amendment = değişiklik, (kanun vb) üzerinde değişiklik yapmak (= alteration)
52 amusing = eğlenceli, zevkli
53 announce = anons etmek, ilan etmek (= give out, declare)
54 anticipate = ummak, beklemek
55 apologize = özür dilemek (apologize to someone for something)
56 appalling = korkunç (= dreadful, horrendous)
57 appointment = (1) atama, tayin (2) randevu (= rendezvous)
58 appreciate = (1) takdir etmek, değerini bilmek (2) anlamak, farkına varmak
59 approach = (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak, ricada bulunmak (* She approached the bank for a loan)
60 appropriately = uygun olarak (= suitably)
61 approve of = onaylamak, uygun bulmak, tasvip etmek
62 arrange = düzenlemek, ayarlamak (toplantı, randevu vb)
63 artefact = insan eliyle yapılmış (sanat)
64 ascend = yukarı çıkmak, yükselmek, tırmanmak (= go up / climb up)
65 ask for = ricada bulunmak, bir şey istemek
66 aspire = şiddetle arzu etmek, çok istemek (* I’ve always aspired to be a singer)
67 assemble = (1) bir araya getirmek, toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)
68 assess = değerlendirmek (= evaluate)
69 assign = atamak, tayin etmek, görevlendirmek (= appoint)
70 assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek
71 associate = (zihninde insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak, çağrıştırmak (* I always associate the smell of baking with my childhood) (2) (kötü yolda olan veya kötü alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak, düşüp kalkmak (* Don’t associate with those glue-sniffers)
72 assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek, farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek, üzerine almak (= take on) (* I temporarily assumed the responsibility for her)
73 assure = birine teminat vermek, emin kılmak, garanti vermek
74 astonishment = şaşırtmak, şaşırmak (= amazement, bewilderment)
75 attach = iliştirmek, eklemek (= enclose)
76 attack = saldırmak, saldırı
77 attain = elde etmek, erişmek (= gain, obtain)
78 attainment = ulaşmak, erişmek
79 attend = iştirak etmek, katılmak
80 attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon)
81 auditorium = dinlenme/izleme salonu, seyircilerin oturduğu bölüm
82 available = mevcut, var olan
83 avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik akışını vb)
84 avoidable = kaçınılabilir, engellenebilir
85 award = ödül
86 backward = geri kalmış, geriye doğru
87 badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak
88 barely = (1) hemen hemen hiç, neredeyse hiç (2) güçlükle (= hardly, scarcely)
89 bargain = (1) pazarlık, anlaşma (2) pazarlık etmek (3) kelepir, ucuz eşya
90 barren = kurak, verimsiz (= infertile, arid)
91 basic = temel (= essential, fundamental)
92 bazaar = pazar, alışveriş yeri
93 behave = davranmak
94 believe = inanmak
95 belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)
96 beloved = sevgili, hazret
97 bitingly satirical = aşırı alaycı, insafsızca eleştirme
98 bizarre = tuhaf, acayip (= strange, weird)
99 blanket = battaniye
100 blaze = (1) ateş, alev, yangın (2) parlamak
101 bolt = fırlayıp kaçmak, tabanları yağlamak
102 branch = dal, branş
103 break off = (nişan, nikah vb) bozmak, ayrılmak
104 breed = (1) (hayvan için) doğurmak, yavrulamak (2) hayvan yetiştirmek
105 bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif etmek
106 bride = gelin
107 brief = kısa, öz *** in brief = kısaca, öz olarak
108 bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb) atmak
109 broadcast = (radyo, televizyon, hava durumu için) yayın
110 Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally, mostly)
111 broil = ızgara yapmak, kavurmak
112 bullfight = boğa güreşi
113 bully = (1) kabadayı, zorba (2) kabadayılık yapmak, zorbalık yapmak
114 burial = gömü, gömme
115 burn = (1) yakmak (2) yanmak
116 button = düğme
117 calculator = hesap makinesi
118 call for = talep etmek, istemek (= demand)
119 calm = sakin
120 can’t take one’s eyes off = gözlerini birinden veya bir şeyden alamamak
121 cancel = iptal etmek (= call off)
122 captivating = büyüleyici (= enchanting, fascinating)
123 captive = tutsak, esir
124 captivity = tutsaklık, esaret
125 capture = yakalamak, ele geçirmek, tutsak etmek (= apprehend)
126 careless = dikkatsiz
127 carry out = (çalışma, deney, anket vb) yürütmek, icra etmek (= fulfil, conduct)
128 carve = (1) (tahta vb) oymak (2) (et vb) kesmek
129 casually = günlük, sıradan, havadan sudan
130 caution = uyarı, dikkat
131 cease = sona erdirmek, durdurmak ( cease-fire= ateşkes)
132 ceaseless = aralıksız, durmadan (= non-stop)
133 celebration = kutlama
134 celebrity = ünlü
135 census = nüfus sayımı
136 ceremony = tören
137 charge (with) = --- ile yargılamak (mahkemede) (= try)
138 circulate = dolaşmak, dolaştırmak, deveran etmek (vücuttaki kan vb)
139 circulation = (1) dolaşım (2) gazete tirajı, günlük satış oranı
140 cite = örneklemek, adından bahsetmek, değinmek (= refer to, mention)
141 citizen = vatandaş *** Citizenship = Vatandaşlık
142 clarify = açıklamak (= explain)
143 claw = pençe, hayvan pençesindeki kıvrık tırnak
144 clearance = (1) mağazayı boşaltma, malları elden çıkarma, tasfiye (2) izin, yeşil ışık
145 close = (sıfat) yakın
146 closed = kapalı
147 closure = (1) kapanış (2) iflas
148 coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on the same date)
149 collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak
150 collapsible = katlanabilir (kanepe vb)
151 collar = (1) yaka (2) tasma
152 colleague = iş arkadaşı
153 collide with = çarpışmak (= crash into)
154 commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış konuşması
155 comment on = yorum yapmak (= interpret)
156 commercial = ticari
157 commit = (1) (intihara vb) kalkışmak, yeltenmek (2) (suç, cürüm) işelemek (3) (kendini işine, ailesine vb) adamak (= devote)
158 commit = kalkışmak, yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek
159 common = (1) ortak (2) sıradan, yaygın *** in common with = --- ile ortak nokta
160 commonplace = yaygın, sıradan (= ordinary, usual)
161 commuter = ev ile iş arasında mekik dokuyan/gidip gelen
162 companion = dost, arkadaş
163 company = (1) arkadaşlık, dostluk (2) şirket
164 compel = zorlamak, mecbur bırakmak (= force, oblige)
165 compensation for = (1) tazminat ödemek (2) telafi etmek
166 compete = rekabet etmek, yarışmak ***competition = müsbaka, yarış
167 compete against = başkasıyla yarışmak, rekabet etmek
168 compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi)
169 competition = (1) rekabet (2) müsabaka, yarış
170 compile = derlemek, bir araya getirmek (bilgi, delil vb)
171 complain to somebody about something = şikayet etmek
172 completely = tamamen, bütünüyle (= entirely)
173 comply (with) = --- e uymak,--- e itaat etmek (= abide by)
174 compose = oluşturmak, meydana getirmek *** be composed of = --- den oluşmak
175 compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan
176 comprise = içermek (= include)
177 compute = hesap yapmak, bir notu bilgisayara girmek(= calculate )
178 conceal = gizlemek, saklamak (= hide)
179 conceive as = (1) --- olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak
180 conclude = sonuç çıkarmak (= assume)
181 conclusion = sonuç, netice, yargı
182 condition = durum, hal / koşul,şart
183 conditionally = şartlı olarak, belli şartlara bağlı
184 conduct = (1) (deney, anket vb) idare etmek, yürütmek (= carry out) (2) (isim hali) davranış (= behaviour)
185 conduct = (1) (deney,çalışma vb) yürütmek,icra etmek (2) davranış (= behaviour)
186 confess = itiraf etmek (= speak out)
187 confident (of) = emin
188 confine to = (1) sınırlamak, bir yere mahkum etmek (2) hapse atmak (= imprison)
189 confirm = (1) onaylamak, doğrulamak (= verify) (2) (bir iddiayı, davayı vb) güçlendirmek, pekiştirmek (= strengthen)
190 conflict = (1) çatışma, savaş (2) anlaşamama, tartışma
191 conflict with = çatışmak, çarpışmak, savaşmak
192 conform to = uymak, uyuşmak (= obey the rules)
193 confront = (1) karşılaşmak, yüz yüze gelmek (2) confront about = yüzleştirmek
194 confuse = karıştırmak, şaşırmak
195 conquer = (1) fethetmek (2) yenmek, galip gelmek
196 consent = (1) razı olmak (2) izin,rıza (= permission)
197 consent to = razı olmak
198 consequence = sonuç, netice (= result)
199 conserve = korumak, muhafaza etmek
200 considerable = büyük ölçüde, önemli miktarda, azımsanamaz X negligible(=neglicıbıl)
201 considerably = önemli ölçüde, oldukça
202 considerately = düşünceli/nazik bir şekilde
203 consideration = göz önünde bulundurma/düşünme
204 consist of = ibaret olmak, meydana gelmek
205 conspire against = birine komplo kurmak (= plot against)
206 constantly = 1-sürekli 2- aralıksız
207 constantly = sürekli
208 constitute = oluşturmak, meydana getirmek (= make up)
209 constrain = zorlamak (= restrain, force)
210 construct =inşa etmek, yapmak (= build)
211 consult = danışmak (= check with)
212 consume = tüketmek (= use up)
213 contact with = birisi ile kontak/temas kurmak, irtibata geçmek
214 contemporary = çağdaş, aynı çağda yaşayan
215 content with = --- den memnun
216 contest = yarışma, müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması
217 continent = kıta
218 contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek, büzülmek (= shrink) (3) hastalık kapmak
219 contradict = çelişmek
220 contradictory = çelişkili, tutarsız, kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)
221 contribute to = katkıda bulunmak
222 controversial = tartışmalı, fikir ayrılığına sebep olan (= disputable, debatable)
223 controversy = anlaşmazlık, fikir ayrılığı
224 conventional = geleneksel, alışılagelen
225 converse = (1) karşıt, zıt (2) konuşmak
226 convert into = dönüştürmek (= change)
227 convict = mahkum, tutuklu
228 convince = ikna etmek
229 correctly = doğru bir şekilde, düzgünce (= accurately, precisely)
230 correspond to = bir şeyle uymak, uygun düşmek, tekabül etmek (= agree, match)
231 correspond with = birisi ile yazışmak
232 counterpart = karşılığı, dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)
233 couple = çift
234 course = (1) gidişat, ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = ---nın esnasında (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim, kurs
235 cramped = hijyenik olmayan
236 crash = (1) kaza, şiddetli ses, iflas (2) yere düşme , çarpma
237 crawl = emeklemek
238 create = yaratmak
239 credibly = inanılır bir şekilde (= believably)
240 criminal = ciddi bir suç/cürüm işlemiş,suçlu
241 crippled = felçli, kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş, gerilemiş (ekonomi vb)
242 crocodile = timsah (= alligator)
243 cross out = üstünü çizmek, silmek (= delete)
244 crumble = ufalanmak, parçalanmak (= disintegrate, fall apart)
245 cultivate = tarım yapmak, tarlayı vb sürüp ekmek
246 curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi
247 currency = döviz
248 curve = eğim, eğmek
249 custom = gelenek, görenek *** customs = gümrük
250 customary = geleneksel (= traditional)
251 debate = tartışmak
252 debt = borç
253 deceit = kandırmak *** deceitful = hilekar, hileci
254 deceive = kandırmak, kafaya almak (= take in)
255 decipher = şifresini çözmek
256 decipher = şifresini çözmek, anlamını meydana çıkarmak
257 declare = ilan etmek, beyan etmek
258 decline = (1) azalmak, gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)
259 dedicate = kendini adamak (= devote to, commit oneself to)
260 dedicate to = kendini adamak (= devote to)
261 deduce = sonuç çıkarmak (= conclude, assume)
262 deduction = tümevarım, sonuç (= conclusion)
263 deepen = derinleştirmek, derinleşmek
264 defeat = yenmek, bozguna uğratmak (= beat)
265 defect = bozukluk, kusur, hata, sakatlık *** speech defect = konuşma özrü
266 defend = savunmak
267 define = tanımlamak
268 degeneration = yozlaşma, aslını kaybetme
269 delay = geciktirmek
270 delightful = zevkli, hoş
271 deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
272 demand = (1) talep, istek (2) talep etmek, istemek ***in demand = revaçta
273 demobilize = askerden terhis etmek
274 demolish = yıkmak, parçalamak (= do away with)
275 demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde göstermek (= show) (2) gösteri yapmak, protesto düzenlemek
276 deny = (1) inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something)
277 depress = (1) üzmek (= sadden, upset) (2) bastırmak (= press down)
278 derive from = çıkarmak, gelmek
279 descend = inmek, azalmak
280 desert = çöl
281 deserve = hak etmek
282 design = plan çizmek, tasarlamak
283 design = tasarlamak, dizayn etmek
284 desire = (1) istek, arzu (2) istemek, arzu etmek (= wish)
285 desolate = mutsuz, kederli (= depressed) (2) terkedilmiş (= deserted)
286 dessert = tatlı
287 destination = hedef, varılacak yer
288 destiny = kader, kısmet
289 destroy = yıkmak, yok etmek (= damage, ruin)
290 detain = alıkoymak, göz altında tutmak (= take into custody)
291 detect = meydana çıkarmak, işin aslını ortaya çıkarmak (= discover, notice)
292 detection = teşhis etmek, belirlemek
293 deter (someone) from = caydırmak, engel olmak (= discourage)
294 deteriorate = kötüleşmek, kötüye gitmek (= aggravate, worsen)
295 determination = (1) azim, kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness, obstinacy)
296 devastate = yıkmak, tahrip etmek (= destroy)
297 develop = (1) geliş(tir)mek, genişle(t)mek, ortaya atmak (teori, fakir vb) (2) (foto) film banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop cancer”
298 deviate = sapmak, yönünü değiştirmek (= diverge, stray)
299 devote = adamak
300 diagnose as = teşhis etmek
301 differentiate = ayırmak (= distinguish)
302 diminish = azalmak (= decline)
303 direct = (1) yönetmek (2) (turiste vb) yol göstermek (guide)
304 disappearance = ortadan/gözden kaybolmak (= vanish)
305 disclose = açığa çıkarmak, gün ışığına çıkarmak (= reveal, display)
306 discover = keşfetmek
307 discriminate (against) = (ırk, yaş, cinsiyet vb) ayrımcılık yapmak
308 discriminate against = ayrımcılık yapmak
309 discuss about = tartışmak (= argue)
310 disease = hastalık, maraz (= illness, ailment)
311 dismiss = kovmak (işten), kafasından çıkarmak
312 dismissal = kovma, başından savma
313 dispatch = göndermek, yollamak (= send, submit)
314 display = göstermek, sergi *** on display = sergide
315 displeased = hoşnut kalmamış, memnun olmayan (= discontented, unsatisfied)
316 dispose of = başından atmak, --- den kurtulmak (= get rid of)
317 dispute = (1) tartışmak, anlaşamamak (= disagree) (2) anlaşmazlık (= controversy)
318 disqualify = diskalifiye etmek, elemek, yetersiz görmek
319 disseminate = (bilgi, fakir vb) yaymak, dağıtmak
320 distinct = (1) farklı, ayrı, bağımsız (= different) (2) açık seçik, net (= clear)
321 distinguish = ayırmak, farkını söylemek (= differentiate)
322 distort = (1) (olayın aslını) çarpıtmak, farklı bir anlam yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak, tahrif etmek (= disfigure)
323 distress = (1) tehlike (2) acı, ıstırap
324 distribute = dağıtmak (= deliver, hand out)
325 divert = (trafik yönünü vb) saptırmak, başka yöne çevirmek
326 dizzy = başı dönen, kendini bayılacak gibi hisseden (= giddy)
327 docile (dosayl) = uysal, evcil
328 dominate = egemen/baskın olmak, hakim olmak, idaresi altına almak
329 donate = (para, kan vb) bağış yapmak (= contribute)
330 donation = (para, kan vb) bağış yapmak (= contribution)
331 dowry = çeyiz
332 dramatic = (1) tiyatro ile ilgili (= theatrical) (2) önemli, kayda değer (= drastic) (3) ani, çok hızlı (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)
333 draw = (1) (resim vb) çizmek (2) (perde vb) çekmek, kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4) bir maçın berabere bitmesi
334 dress code = (bir işyerinde veya okulda) kıyafet genelgesi
335 drug addict = eroin bağımlısı
336 drug dealer = eroin ticareti yapan kişi
337 dustbin = çöp kutusu (= trash can)
338 earth***** = deprem
339 edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek, editörlük yapmak
340 edition = (kitap için) basım, baskı, yayın
341 educate = eğitmek (= train)
342 effect = etki (= influence, impact) *have an effect on = üzerinde etkisi olmak
343 elect = seçmek (= vote for)
344 eliminate = elemek, den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek, yıkmak (= destroy)
345 elimination = (1) ortadan kaldırma, yok etme, bertaraf etme (2) hesaba katmama
346 embarrass = utandırma (= humiliate)
347 embrace = (1) kucaklamak (= hug, cuddle) (2) (fikir, din vb) benimsemek
348 emerge = ortaya çıkmak (= come out)
349 emphasize = vurgulamak
350 employ = (1) işe almak (2) (metot, yöntem vb) uygulamak
351 empty = (1) boşaltmak (2) boş
352 emulate = taklit etmek,(= imitate, copy)
353 enable = olanaklı kılmak
354 enclose = çevresini sarmak
355 encounter = karşılaşmak ( to face)
356 encourage = teşvik etmek
357 endure = dayanmak
358 enhance = büyülemek
359 enhancement = yükseltme, artırma, çoğaltma (= improvement, enrichment)
360 enlarge = büyütmek, genişletmek
361 enquire = soruşturmak
362 enslave = köleleştirmek, esir etmek
363 ensure = birini temin etmek/emin kılmak, birine garanti vermek
364 entertain = eğlendirmek
365 entirely = tamamen (= completely)
366 entrance = giriş
367 envy = kıskanmak, imrenmek
368 epic = destan
369 epic = destansı (şiir vb)
370 equal = eşit, adil
371 equality = eşitlik (= parity, fairness)
372 equate = eşitlemek
373 equip = donatmak
374 equip = donatmak ***equipment = donanım, teçhizat
375 erode = yıpratmak, aşınmak
376 erupt = patlamak
377 establish = kurmak, doğruluğunu kanıtlamak, kabul etttirmek
378 estimate = tahmini bir şey/rakam söylemek, tahminde bulunmak (= guess)
379 eternal = kalıcı, ebedi
380 evaluate = değerlendirmek (= assess)
381 evaluation = değerlendirme (= assessment)
382 evidently = açık ve şüphe ***ürmez bir şekilde, delillere dayanarak (= obviously)
383 evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2) (Biyolojide) evrim geçirmek
384 evolve = değişmek, evrim geçirmek
385 exaggerated = abartılı, mübalağalı
386 excavate = kazı yapmak
387 exceed = aşmak
388 excessive = aşırı, abartılı (sayıda, miktarda)
389 exchange = takas etmek, değiş tokuş etmek (= swap)
390 exclude = çıkarmak
391 exclusive to = herkese açık olmayan, özel (otel, tatil yeri vb)
392 exclusively = sadece, yalnızca
393 excursion = keşif gezisi
394 exhibit = sergilemek
395 exist = var olmak, mevcut hale gelmek
396 existence = var oluş, mevcut olma
397 expand = genişlemek, büyümek, nüfuz olarak artmak
398 expect = ummak, beklemek
399 expectation = umut, beklenti
400 expense = masraf
401 experience = (1) tecrübe (2) tecrübe etmek, yaşamak (3) olay, vukuat
402 expire = (yiyecek, ilaç vb için) son kullanma tarihi gelmek, miadı dolmak
403 expire = süresi dolmak
404 Expiry Date = Son Kullanma Tarihi
405 explode = patlamak
406 exploit = patlatmak, sömürmek
407 explore = keşfetmek,araştırmak
408 export = ithal etmek
409 expose = (1) açıklamak, arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak
410 express = (1) ifade etmek, iletmek (2) çabuk, hızlı (= fast)
411 extend = (1) (tatilin, ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension
412 extract = elde etmek, çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)
413 extraordinary = (1) fevkalade, olağanüstü (= exceptional) (2) tuhaf, alışılmadık
414 fabricate = (1) uydurmak (= make up) (2) (raf vb) monte etmek (= put up)
415 facilitate = kolaylaştırmak
416 fade = (1) solmak (2) solgun
417 failure = başarısızlık
418 faint = (1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses, renk vb)
419 fairly = oldukça (= quite, rather)
420 falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake)
421 familiar (with) = aşina, tanıdık
422 famish = aç kalmak, açlıktan ölmek (= starve)
423 fare = (otobüs, uçak vb için) fiyat
424 fatal = ölümcül ***fatally injured = ağır yaralı, ölümcül yarası olan
425 favourable = olumlu, yapıcı (= positive, constructive) (2) uğurlu (= auspicious)
426 fearful for = --- için korkan/endişelenen
427 fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek, verimli kılmak
428 fetch = gidip getirmek
429 fiancé = (erkek) nişanlı
430 fiancée = (kız) nişanlı
431 field trip = kır gezisi, arazi gezisi
432 fierce = (1) şiddetli, kıyasıya, çetin (rekabet vb) (2) azgın, azmış (köpek vb)
433 figure = (1) şekil, figür (2) rakam, sayı (3) figure out = anlamak (= make out)
434 filthy = (1) pis, kirli (2) dayanıksız, sağlam olmayan
435 finance = finanse etmek, paraca desteklemek
436 fine = (1) ince ince/küçük doğranmış (et, patates vb) (2) iyi, güzel (3) para cezası
437 firework = havai fişek
438 fit = (1) sağlıklı, zinde, sıhhati yerinde (= robust, healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)
439 flatmate = ev arkadaşı
440 flattery = birine yağ çekme
441 flee = kaçmak (= escape)
442 fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post
443 flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane)
444 flow = (nehir vb için) akmak *** overflow = taşmak
445 fluctuate = dalgalanmak, istikrarlı gitmemek, bir artmak bir azalmak
446 fluctuate = dalgalanmak
447 focus on = odaklanmak, yoğunlaşmak (= concentrate on, centre on)
448 fold = (1) katlamak, kıvırmak, bükmek (2) bir şeyin --- katı, --- misli (twofold, tenfold = iki katı/misli, on katı/misli)
449 force = zorlamak
450 forceful = (1) güçlü, zorlu (2) etkili, ikna edici
451 forecast = önceden tahmin etmek (= predict)
452 forge = taklidini yapmak, sahtesini çıkarmak
453 forgery = sahtekarlık (= counterfeit, fake)
454 forgery = sahtekarlık, kalpazanlık
455 former = önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi veya şey)
456 formerly = evvelki, önceki
457 formulate = formülleştirmek, formüle dökmek
458 forthcoming = yakınlaşmakta olan, gelmekte olan ( Christmas vb)
459 fortify = takviye etmek, sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek (= strengthen, enrich)
460 fracture = kırılmak, çatlamak ( kemik, kolon vb)
461 frail = zayıf, cılız (= feeble)
462 frame = çerçeve
463 freed = serbest kalmış, özgür (= at liberty, at large)
464 fulfil = (görev, sorumluluk vb) yerine getirmek, icra etmek (= carry out)
465 fundamental = esas, temel, zorunlu (= essential)
466 funeral = cenaze töreni
467 fussy = aşırı titiz (= fastidious, meticulous, diligent)
468 fuzzy = tüylü
469 gather = (1) toplamak, bir araya getirmek (2) bir araya gelmek
470 gender = cinsiyet (= ***)
471 generate = (1) (ısı, elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
472 genre (= canr) = tür, çeşit, nevi (= type, sort)
473 get rid of = başından atmak, defetmek
474 giant = dev X dwarf
475 give up = vazgeçmek, bırakmak (= abandon, abort)
476 glance = göz atmak
477 gloom = karanlık ***gloomy = üzüntülü, hüzünlü
478 glorify = yüceltmek, övmek (= praise)
479 goal = amaç, gaye (= aim)
480 govern = yönetmek
481 government = hükümet
482 grab = kapmak, el koymak (= snatch)
483 gradually = yavaş yavaş, kademeli olarak
484 grant = vermek, bahşetmek (burs, bağış vb)
485 grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak, anlamak
486 graveyard = mezarlık (= cemetery)
487 groom = damat
488 grow tired of = --- den yorulmak
489 growl = köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
490 guide = rehber, rehberlik etmek
491 harass = saldırmak, taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz
492 harbour = (1) liman (2) barındırmak, sağlamak
493 hardship = zorluk
494 harshly = (1) sert bir şekilde (2) kabaca
495 hasten = acele etmek
496 havoc = hasar, yıkım (= destruction)
497 hazard = tehlike
498 hazardous = tehlikeli (= perilous)
499 hectic = heyecanlı, telaşlı, hareketli (program, ofis vb)
500 hesitate = duraklamak

--------------Tualimforum İmzam--------------
Yeniden gülmem için
Beni baştan sevmen lazım.......
Başak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Başak Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Alt 02.10.09, 08:13   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
 
Erda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 98
Konular: 14
Puan Grafiği
Rep Puanı:1599
Rep Gücü:0
RD:Erda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant futureErda has a brilliant future
Teşekkür

Ettiği Teşekkür: 68
9 Mesajına 58 Kere Teşekkür Edlidi
:
Standart --->: Dil Sınavları İçin En önemli 1000 Kelime

Paylaşım için çokkkkk teşekkür ederimmmmm....
Erda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
1000, dil, en, kelime, onemli, sinavlari, İcin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Rüyada 1000 Sayısını Görmek - Rüyada 1000 Sayısını Görmek Açıklaması ve Yorumu - 1000 Tarot A-B-C-D-E-F-G ile Başlayan Rüya Tabirleri 0 17.03.13 23:01
Canon IXUS 1000 Dijital Fotoğraf Makinesi Özellikleri - Canon IXUS 1000 Ürün Özellik Kartal Canon 0 17.03.11 12:54
Güneş Banyosu Bebekler İçin Önemli Okyanus Çocuk Hastalıkları 1 02.10.09 08:14
İngilizce Sınavları İçin 1000 Arşiv Güllü İngilizce 1 02.10.09 08:13
Dil Sinavlari Için En önemli 1000 Kelime SERDEM İngilizce 0 19.07.08 10:07


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:31 .


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2